Bu varlık âleminde mevcut olan her şey, hayatını görünen veya görünmeyen bazı kurallar çerçevesinde sürdürür. Doğum, yaşam ve ölüm de kurallarla çerçevelenmiş, kayıt altına alınmıştır. İnsan, hayvan ve bitki türleri kendi gruplarında benzer kurallara ve yaşam sistemlerine sahiptir; şekilleri, organları ve organların yerleri aynıdır. Bu, bir yeknesaklıktır. Yeknesaklık, hayatın ana kuralıdır. Determinizm olarak adlandırılan bu küllî yeknesaklık olmasaydı, pozitif bilimler meydana gelmezdi. Zira bilim, varlık âleminin ve mevcut yaşantının kurallarının analiz ve sentezinden başka bir şey değildir. Aynı sebepler aynı sonuçları doğurmasaydı, su hemen her yerde yüz derecede kaynamasaydı, değişmez ilke ve kurallar olmasaydı bilim de var olmazdı. Bütün bunlar, varlık âleminin ve yaşanan hayatın şuurlu bir sistemle ve özlü kurallarla, tek noktadan yaratıldığını ve yönetildiğini göstermektedir.
Hayat gibi din de kurallardan ve prensiplerden ibarettir. “Sünnetullah, âdetullah” olarak adlandırılan değişmez kurallar çerçevesinde işleyen bu nizamın, hayatın değişmez kuralları olduğu gibi, insanın manevi yapısını yönlendiren dinlerin ve mistik hayatın da vazgeçilmez, “olmazsa olmaz” prensipleri ve kuralları vardır. Manevi yapımızın ana kaynağı ve gıdası olan dinler, tamamen disiplindir ve bu disiplini meydana getiren de kurallar dizisidir. Maddi hayattan manevi yapının sökülüp atılamayacağı gibi, manevi hayattan da din ve mistik inanç sökülüp atılamaz.
Din, ilahi emir ve yasakları, ilahi tavsiyeleri içeren bir kurallar mecmuasıdır. Serap ve disiplin ipleriyle örülmüş, ilahi bir sığınaktır. Din, inanç sistemi ile, namaz, oruç gibi uygulamaları ile sakadası, duası ile baştan sona kurallarla örülü ilahi bir çerçevedir. Dinlerin bünyesinden de, anlayış ve yorum nüansları ile bazı yan yollar doğmuştur. Tevhid yolunda bu ana hedefe kilitlenmiş olan ve Allah’a ulaşmaktan başka bir amacı olmayan bu akımlara Tarîkat denir.