Peyâmi Safa, cumhuriyet devri Türk entelektüeli içerisinde tramvaları, yönelimleri ve problemlere yaklaşım biçimleriyle numunelik örneklerden sayılabilir. Babasının sürgüne gönderilmesi, hastalığı ve trajik yaşam mücâdelesi içerisinde velûd bir kalem olarak yazım dünyasının hemen her alanında boy göstermiştir. Hayatını kalemiyle kazanan bir entelektüel olarak romanlarından fıkralarına değin Türk düşünce hayatının problemlerine temas etmekten geri durmamıştır. Mefkûre adamının yüce bir hayır için yaşadığına, Türk milletinin de mefkûreci bir millet olduğuna inanır. Fertler evvelâ kendileri için değil, millet için isteyerek onu yaşatmalıdır. Peyâmi Safa için bu hayat demektir. Peyâmi Safa, milliyet ve millet olayını bir varlık olayı olarak kabul eder ve millet olmayı yaşamaya lâyık olmakla irtibatlı hâle getirir. Milliyetçiliğin ne bir faraziye ne de bir ideoloji olmadığını, doğa olayları kadar gerçek bir olayın ifâdesi olduğunu, her şeyin kendi kendisi oluşu gibi tabiî ve zarurî olarak bir milletin millet olduğunu bildirmektedir. Peyâmi Safa’ya göre laik bir dünyada, dinlerin kaybettiği her şeyi milliyet tekrardan kazanır; cennet ve cehennem ahlâkı yerine, garazsız ve menfaatsiz, malını ve canını millî varlığa feda ettiren kahramanlık ahlâkını millî şuur getirir. Kahramanlık ve orduyu oluşturan milliyet, aynı zamanda ahlâkı da korur. Milliyet olmayan yerde ahlâk yoktur. Ahlâk, varlığını kişinin kendi hayatından daha yüksek bir millî ve ebedî hayatı idealleştirme noktasında milliyet sâyesinde sürekliliğini korur. Sanat ve kültür de milliyet duygusuyla irtibatlıdır. Milliyet olmadan varlık da olmayacaktır. Peyâmi Bey’in yazım hayatı, bu milliyet olma kavgasının omurgasını teşkil edecek bütün problemlere işâret eder. Millî Mecmûa’nın bu sayısında, Peyâmi Safa’nın düşünce hayatında önemli malzemeler sunduğu muhafazakârlık anlayışı, Kadro hareketine karşı eleştirel yaklaşımı, Türk inkılâbının kurucu ideolojilerine dair görüşleri gibi hususlara temas edildi. Diğer yandan hikâyeci kimliğiyle devrini nasıl yansıttığı, savaş düşüncesinin insan hayatındaki etkileri ve düşünce romancılığında şahısların nasıl fonksiyon üstlendiği gibi hususlar ele alındı. Emeği geçen saygıdeğer hocalarımıza ve 30 sayılık yolculuğumuzda desteğini esirgemeyen kıymetli okurlarımıza teşekkür ederiz