Modern hukukta hukuk kuralları, ‘‘devletin yasamaya yetkili organları tarafından konulan, insan davranışlarını düzenleyen ve cebirle müeyyidelendirilmiş emir ve yasaklardır’’ diye tarif edilmiştir. Bu tanımda bir normun hukuk kuralı olabilmesi için dört koşul arandığı dikkati çekmektedir. Bunlar, ‘‘emir ve yasak’’ içermesi, ‘‘insan davranışlarını düzenlemesi’’, ‘‘yetkili merci tarafından konulması’’ ve ‘‘zorla yaptırım uygulamasıdır’’. Bu hukuk kuralları eski medeniyetlerden itibaren öncelikle müdevven hale gelmiş ve bugün itibariyle mücerret ve nazari bir hukuk ilmi oluşmuş ve aile hukuku da bu ilmin ve kuralların önemli bir bölümünü teşkil edecek şekilde içerisinde ayrıca yerini almıştır. İslam hukuku, Şarî’ Teâla tarafından gönderilen Kur’an-ı Kerim ile temelleri atılmış ve yine O’nun Risâlet’inin görevlisi Hz. Peygamber tarafından yirmi üç yıllık hayatında vahyin ışığında oluşturulmuş, müçtehitler tarafından da işlevselliği geliştirilerek devam ettirilen kurallar bütünüdür. Temelini oluşturan aslî kaynakları ilahidir ve korunmuş olarak mevcuttur. İslam dininin yaptırımı, va’d ve vaîd denilen cennetle müjdeleme ve cehennem ile korkutmaya dayalı olup manevidir. Bu manevi yaptırımın etkisi, İslam dinine mensup kişilerin Şarî’ Teâla’ya olan sevgi ve itaatlerinde görülmektedir. İslam hukukunun ise sadece manevi yaptırımla değil zaman zaman diğer hukuki yaptırımlarla da desteklendiği gözlemlenir. Kur’an-ı Kerim, İslam hukukunun birçok alanıyla ilgili genel çerçeve çizerken, aile hukuku söz konusu olduğunda 6 | Misyar Nikahı ve İslam Hukuku Açısından Değerlendirilmesi daha farklı bir tutum sergilemiş ve detaylı bir şekilde açıklama yolunu seçmiştir. Bu da ailenin insan hayatındaki önemini ve insanın da Allah (c.c.) katındaki değerini göstermektedir. Diğer taraftan, bu detayları Hz. Peygamber’in sünnetiyle açıkladığı ve gerekli yerlerde müstakil hükümler koyduğu, müçtehitlerin de bu iki kaynağı temel alarak yaptıkları yorumlarla oluşan ‘‘Aile Hukuku’nun’’ temel amacı; aileyi oluşturan tarafların haklarını korumak, yükümlülüklerini belirlemek ve kadın ile erkeğin fıtratına uygun sevgi ve merhamet temelli evlilik birlikteliği kurup yaşatmaktır. Temel amacın bu olmasıyla beraber aile kurumu ve hukuku zaman içerisinde yanlış uygulamalara ve yanlış algılara maruz kalmıştır. Toplumlar içerisindeki bu uygulamalar zamanla adet ve gelenek halini alarak yerleşik hale gelmiştir. Bu durum da İslam aile hukukunun yanlış anlaşılmasına, aile kurumunun zarar görmesine, aile ile hedeflenen amaç ve gayenin önemini kaybetmesine ve aileyi oluşturan tarafların ve ailenin oluşturduğu toplumun zarar görmesine neden olmuştur. İslam hukukunun ve özelde aile hukukunun âsli iki kaynağı Kur’an ve Sünnet elimizde bulunduğuna göre, oluşan bu yanlışlıklar ve uygulamalar düzeltilmelidir. Şarî’ Teâlâ, tarih sürecinde bozulan her topluma Peygamber göndermiş ve vahyini kitap veya sahifelerle yenilemiştir. Ancak Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) son peygamber olması hasebiyle vahyin yenilenme süreci sona ermiştir. Bundan böyle içtihat müessesesi ehli tarafından işletilerek güncel problemler çözüme kavuşturulacaktır. Biz de bu mütavazı çalışmamızda, Aile hukuku ile ilgili olarak son dönemde İslam dünyasının belli coğrafyalarında daha yoğun olarak görülmeye başlayan Misyar Nikâhını inceleyerek, öngörülen bu amaca hizmet etmeyi hedeflemiş bulunmaktayız. Kitabımız beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Temel kaynaklarımızın aileye, evlenmeye ve nikâha bakış açısı ortaya konmuş ve nihayetinde ilahi dinler açısından önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde nikah kavramsal çerçevede ele alınmıştır. İkinci bölümde nikâhın farklı açılardan çeşitlerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde misyar nikâhının tanımı, tarihi kökeni ve ortaya çıkış sebepleri aktarılmıştır. Dördüncü bölümde klasik akit teorisi açısından mezheplerin görüşleri, çağdaş fukahanın değerlendirmeleri ve medyada yeri anlatılmıştır. Beşinci bölümde ise misyar nikâhının şartlar nazariyesi açısından, diğer nikâhlarla kıyası açısından ve maslahat, itidal, ihtiyat, tescil ve makâsıdu’ş-şeria açısından değerlendirmesi yapılıp sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Öncelikle bu çalışmayı yapmamızda güç, kuvvet ve irade sahibi kılan Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. Hayatının her alanında olduğu gibi, aile hayatıyla da bize örneklik ve önderlik eden Peygamberimize sonsuz salat ve selam olsun. Kur’an’ın rehberliğinde ve Peygamberimizin örnekliğinde büyük çabalar ve fedakârlıklarla oluşturulan İslam Hukuku eserlerinin hazırlanmasında ve bugüne ulaşmasında emeği geçen müçtehitlerden Rahman’a kavuşanları rahmet ve minnetle anmayı, hayattakilerine de teşekkür ve duayı bir borç bilirim. Aslı BAİBÜ - Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne yüksek lisans tezi olarak sunulan bu çalışmamız esnasında şahsıma hiçbir yardımını esirgemeyen danışmanım, değerli hocam Nusret Dede’ye teşekkürü bir borç bilirim. Arapça eserlerin temini, dil desteği ve teknik konularda elinden gelen yardımı esirgemeyen değerli hocalarım Abdullah Çelik, Necati Üstün, Kadir Öztürk ve Berkay Altıngün’e teşekkür ederim. Birlikte kaliteli vakit geçirme görevimi ilim adına ihmal etmeme rağmen sürekli yanımda olan aileme ve çocuklarıma da teşekkür eder, İslam’ın öngördüğü örnek bir aile yaşantısı yaşayabilmemizi Rabbimden niyaz ederim.