İmam Şâfîî’nin (ö. 204/820) eserleri ve görüşleri fıkıh ilmi açısından önem arz etmektedir. Bu önem fıkıh usûlüyle ilgili ilk eseri yazmış olmasının yanı sıra usûl ilmini sistematik hale getirmesinden de kaynaklanmaktadır. İmam Şâfiî’ye gelinceye kadarki dönemde fakihler, fıkhî çalışmalarını bir usûl ve esasa göre yapıyorlardı fakat hüküm istinbâtında kullandıkları kaideleri derli toplu bir şekilde yazılı hale getirmemişlerdi. İmam Şâfiî, İslamî ilimlerde baş gösterebilecek keyfiliğe set çekmek ve ehil olmayan kişilerin belirli bir prensibe dayanmadan görüş ileri sürmelerinin önüne geçmek amacıyla derli toplu bir usûl anlayışı oluşturmaya çalışmıştır. Deyim yerindeyse İmam Şâfiî, fıkhî faaliyetlere yol göstermek ve onları bir standarda kavuşturmak istemiştir. O, bu yönde attığı adımlarla İslamî ilimler sahasında yapılacak çalışmaların doğruluğunun ve sıhhatinin ortaya konabilmesini sağlayabilecek bir kıstas oluşturmayı amaçlamıştır. Nitekim yazmış olduğu usûl eserinde İslamî ilimlerde çaba sarf edecek olan kimselerin takip etmesi gereken kaide ve esasları belirlemiştir. Zikri geçen eserinde özellikle Kitap ve Sünnet’i ön plana çıkarmış, ümmetin icmâını öncelikli deliller arasında görmüş, her nekadar kıyas kavramından kastettiğiyle günümüzde anlaşılan şekli arasında fark olsa da nassların alanını genişletme yolu olan kıyas yönteminin kaidelerini ortaya koymuştur. Dolayısıyla İslamî ilimlerin dayanacağı usûl ve esasları, disiplin altına almış olması ve belirlemiş olduğu yöntemlerin çoğunlukla aşılamamış olması, onu önemli bir konuma yerleştirmiştir.
İmam Şâfiî’nin yapmış olduğu fıkhî çalışmalarda ortaya koymuş olduğu bir kısım usûl ve ilkeler, bazı araştırmacılar tarafından farklı nedenlerle eleştiri konusu yapılmıştır. Bu bağlamda özellikle İmam Şâfiî’nin Sünnet’in mahiyeti, bağlayıcılığı ve Sünnet-vahiy ilişkisiyle ilgili görüşleri tenkit edilmiştir. Ayrıca ictihadı kıyasa eşitleme iddiası, Kureyş ve dolayısıyla Arap milliyetçiliği yaptığı, Arapça’ya kutsiyet atfettiği, nassları zahirine göre yorumlayıp onların maksat ve gayelerini dikkate almadığı, İslamî düşüncenin donuklaşmasına yol açtığı gibi başka konular da söz konusu meselelere eklenmiştir. Bu çalışma, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte, sonraki bölümlere temel oluşturma amacıyla çalışmanın amacı ve çerçevesi belirlenmeye çalışılmış, sonrasında ise İmam Şafiî’nin hayatı ve günümüzde onun görüşleriyle ilgili yapılan çalışmalara değinilmiştir. Birinci bölümde, İmam Şâfiî’nin nassların bağlayıcılığı, Sünnet’in mahiyeti, Kur’ân’da geçen “hikmet” kelimesiyle ilişkisi, Sünnet’i hadise indirgediği yönündeki eleştiriler ele alınıp değerlendirilmiştir. Ayrıca Sünnet’le yakın ilişkisi nedeniyle onun nesih anlayışıyla ilgili eleştiriler aynı bölüm içerisinde ele alınıp irdelenmiş, konuyla ilgili anlayışı ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise İmam Şâfiî’ye yöneltilen nassları yorumlama yöntemi ve ictihadı kıyasa eşitlediği, Arap ve Kureyş milliyetçiliği yaptığı yönündeki eleştiriler değerlendirilmiştir.