Endodontik tedavi, pulpa dokusunun enfeksiyonu veya travmatik hasarı sonucu ortaya çıkan patolojik durumların giderilmesine yönelik klinik bir prosedürdür. Bu tedavinin prognostik başarısı, kullanılan tamir materyallerinin biyouyumluluğu, sızdırmazlık özellikleri ve doku iyileşmesini destekleme kapasitesi ile doğrudan ilişkilidir (Santos-Junior et al., 2019). Endodontik tamir materyalleri, kök kanallarının obturasyonu, perforasyon onarımı, apeksifikasyon ve pulpa kaplaması gibi çeşitli endodontik müdahalelerde kritik bir rol üstlenir. Bu materyallerin temel işlevi, dişin anatomik bütünlüğünü ve fonksiyonel devamlılığını korurken, mikrobiyal invazyonu önlemek ve periradiküler dokuların rejenerasyonunu teşvik etmektir. Geçmişte, amalgam, cam iyonomer siman, çinko oksit-eugenol siman, süper 2- etoksibenzoik asit (süper EBA), güta-perka ve kompozit rezinler gibi çeşitli endodontik ve restoratif materyaller perforasyon onarımında kullanılmıştır. Ancak, bu materyallerin sınırlı biyouyumluluk profilleri ve klinik başarısızlıklarla ilişkilendirilen yetersiz sızdırmazlık özellikleri, mineral trioksit agregat (MTA), Biodentine, EndoSequence ve BioAggregate gibi yeni nesil biyoaktif materyallerin araştırılmasına ve geliştirilmesine zemin hazırlamıştır. Bu inovatif materyaller, geleneksel materyallerin dezavantajlarını minimize ederek, endodontik tedavilerin uzun dönem başarısını optimize etmeyi hedeflemektedir