Birçok inanç, kültür ve estetik gibi medeniyetlere ait değerlerin yansıması, insanların ürettiği binalar ve nesnelerde görülmektedir. Bu yapılar, insanlara fiziksel ihtiyaçlarını karşılamada yardımcı olur. Ayrıca, var olma çabası ve doğada bir iz bırakma arzusuyla ilişkilendirilebilir. Şekilsel özellikleri ve anlamları bakımından farklılık gösteren bu eserler, aynı zamanda kültürel varlıklar olarak adlandırılır ve toplumların kültürel mirasının artmasına ve sürdürülebilirliğine katkıda bulunur. Toplumdan topluma, şekillerinden desenlerine ve üzerine işlenmiş motiflere kadar değişen bu eserler, kültürel, coğrafi, dini ve tarihi faktörlerin etkisiyle şekillenmiştir. Tarihi binalarda ya da nesnelerdeki motifler ve desenler, içerdikleri sembollerle toplumlara ait anlatıları taşır. Soyut ve somut olanın kavramsallaştırılması ya da düşüncenin imgelerle ifade edilmesi sembol olarak adlandırılır. Geleneksel yapıda, yineleme ya da simetriyle oluşturulan motifler, doğu ve batı toplumlarında sıkça görülür. Motiflerin kullanımıyla oluşturulan kompozisyonlar, dekorasyon sanatı adı verilen sanat dalının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bazen yazı sanatıyla, yani hat sanatıyla bir arada kullanılmıştır. Günlük ve özel yaşamlarında kullandıkları kıyafetlerden, yerleşim alanlarına, ortak kültürel ve dini alanlara kadar birçok alanda motifler vardır. Çalışmamızın konusunu oluşturan Hakkari ilinde de tarihi binalarda ve nesnelerde motifler ve desenler bulunmaktadır. Paleolitik Çağ’a kadar uzanan tarihiyle Hakkari, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Anadolu, Mezopotamya, İran ve Irak ile çevrili bir şehir olup, Sümer, Akkad, Urartu ve Asur gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu şehrin tarihi süreci, Van Havzası olarak adlandırılan bölgeyle ilişkilidir. Hakkari'de, farklı dinlere ait birçok medeniyet ve topluluğun yaşamış olduğu binalarda ve nesnelerde farklı motifler bulunmaktadır. Bu şehirdeki kazıların ve araştırmaların yetersizliği nedeniyle, Hakkari hakkında yeterli bilgiye ulaşmak zordur.