Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 333/944), İslam düşüncesinin önemli isimlerinden biri olmasına rağmen, hayatı ve eserleri hakkında elimizdeki bilgiler son derece sınırlıdır. Onun adıyla anılan Mâtürîdî mezhebi, Sünni İslam'ın önemli ekollerinden biri olmasına rağmen, hakkında detaylı bilgi bulunmaması, akıl temelli düşüncelerinin belirleyici bir rol oynamış olabileceği şeklinde yorumlanmaktadır. Mâtürîdî’nin hayatına dair bilinenler, çoğunlukla yazdığı eserlerden, hocasının onun hakkında söylediği bir sözden ve mezar taşındaki yazılardan ibarettir. Bu durum, özellikle onun kişisel yaşamı hakkında kapsamlı bilgi edinmenin oldukça güç olduğunu gösteriyor. Ancak, birçok klasik tabakât eserinde diğer büyük âlimlerin hayatları hakkında daha ayrıntılı bilgiler yer alırken, Mâtürîdî hakkında bu kadar az bilgi bulunması dikkat çekicidir. Bu çalışma, Mâtürîdî'nin hayatının bu kadar az kayda geçmesinin nedenlerini araştırmaktadır. Birinci gerekçe, Mâtürîdî'nin aklı ve mantığı ön planda tutan bir düşünür olmasıdır. Akılcı bir yaklaşımla hareket eden Mâtürîdî, özellikle Mu'tezile, Ehl-i Hadis ve tasavvufi düşüncelere karşı eleştirilerde bulunmuştur. Bu eleştiriler, onun geleneksel dini anlayışlarla çelişen görüşlerinin daha fazla tanınmasına engel olmuş olabilir. Ayrıca, Mâtürîdî'nin felsefi düşünceleri, onun akılcı yaklaşımının yanında, dinî doktrinlere olan eleştirileri de onun daha az dikkate alınmasına yol açmıştır. Çalışmada, Mâtürîdî'nin bilinçli olarak unutturulmuş olabileceği iddiası, bu düşünürün akılcı yaklaşımının ve dini öğretilere olan eleştirilerinin etkisiyle ortaya çıkan bir durumu açıklamaktadır. Mâtürîdî’nin düşüncelerinin zamanla göz ardı edilmesinin sebeplerini derinlemesine inceleyen bu eser, aynı zamanda onun mirasının yeniden gün yüzüne çıkması için yapılacak çalışmaların önemine de vurgu yapmaktadır.