1993 yılında sigarayı bıraktırma ile ilgili olarak düşünmeye başlamış ardından bu konuda bazı çalışmalar gerçekleştirmiştim. Çalışmaların sonucunda sigarayı bırakanlar oldu ise de yeniden başlamanın yaygınlığı ve bunun literatürle tutarlılığı bana çok dikkat çekici gelmişti. O zaman en iyisinin sigaraya hiç başlamamak olduğunu anlayarak gençlerin sigaraya başlamamaları için bazı etkinlikler yapabileceğimizi, böylece önleyebileceğimizi düşünmeye başladım. Aynı dönemde ABD’den dönen Kamile – Kemal Açıkgöz çifti bana armağan olarak bir kitap verdiler. Adı “Improving Through Primary Prevention” yazarları Stanley B. Baker ile M.C. Shaw olan bu kitabı incelediğimde kitaptaki fikirler çok ilgimi çekti. Okuduğumda ise ‘işte benim düşündüğüm aradığım da bu kavram’ dedim kendi kendime: Temel Önleme. O ana dek birkaç dönem okuttuğum Psikolojik Danışma ve Rehberliğe Giriş derslerinde önleme işlevinden de bir kaç cümleyle söz ettiğimi, ama açıkçası neler yapabileceğimizi fazla düşünmediğimi ve de anlatmadığımı anladım. Kitap benim ilkel düzeyde düşündüğüm, netleştiremediğim önlemeyle ilgili fikirleri belli modellerle sunuyordu. İki deneyimin ardı ardına gelmesi benim bu konuya iyice ilgi duymamı artırdı. O nedenle 1997’de bu konuda bir bildiri sundum. O yıllarda yayına dönüştüremesem de derslerimde, verdiğim konferanslarda yeri geldikçe bu konu üzerinde durmaya başladım. 1999 yılında Marmara Depremi bana birçok farklı farkındalıklar kazandırdı. Bunlardan birisi psikolojik danışmanlık eğitimi sırasında öğrencilerimize krizle karşılaşmadan önce bireylere nasıl yardımcı olabileceklerini öğretmemizin de gerekli olduğu fikriydi. Stresle basa çıkma becerilerini, kişileri daha güçlü ve dayanıklı yapacak diğer becerileri ve psiko-eğitimi de derslerimizin hatta programımızın bir parçası yapabileceğimizi düşündüm. Sonuç olarak psikolojik danışma ve rehberliğin önleme işlevi konusunda yazmak fikri çok önceleri oluştuysa da kesin kararımı 2001 yılında vermiştim. Bu konuda ayrıntılı bir kitap yazmayı istiyordum. Yazma kararından sonraki okuduğum kitap ve makalelerde rehberliğin geliş(tir)meye yönelik işlevinin de önlemeyle paralel olarak vurgulandığını anladım. Bunun üzerine psikolojik danışman eğitimimiz sırasında ve uygulamalarımızda bu iki işlevi öne çıkartan bir anlayışın daha etkili olabileceğini düşünmeye başladım Okuduğum makaleler ve kitaplar karşısında şaşırdım. iv Konunun önemini daha da fazla kavradığım gibi en azından ABD’de neden fazla desteklenmediği de kavradım. Bir dizi farklı görüşleri öğrendim. Hepsi çok etkileyiciydi. ABD deneyimim sırasında bu konuda çalışan kişilerle yazışma ya da görüşme şansım oldu. Öncelikle daha önceden yazışmaya başladığım Stanley Baker ile tanışmayı çok istediğim için ziyaretine gittim. Ardından iki kez daha yüz yüze görüşme fırsatı yarattık. Her görüşmede kitabımla ilgili gelişmeleri gözden geçirdik. Kitap da sürekli evirildi. Bu formata getirmek sandığımdan daha fazla zamanımı aldı. Bu konuda Baker’ın önerileri çok işime yaradı. Hala yazışmalarımızı sürdürüyoruz. O da heyecanla bu kitabı bekliyor.. Yeni görüşler sunan başka kişiler de oldu. Bunlardan bazıları John Romano, George W Albee, Robert Conyne, Benedict McWhirter idi. Şu aralar Baker 21. Yüzyılda Okul Psikolojik Danışmanlığı üzerine 2000 yılında yazdığı kitabının yeni baskısını bitirmeye çalışıyor. Conyne da 1987’de yazdığı önleme ilgili kitabını yeniden gözden geçiriyor. Romano ise önleme ile ilgili yeni bir kitap yazıyor. Albee emekli olduğu için dünyanın farklı yerlerinden gelen davetlere katılarak önlem felsefesini yaymaya çalışıyor. Mc Whirter ise önleme yaklaşımını ekolojik yaklaşımla beraber ele alan kitap bölümü üzerinde çalışıyor. Kitabın ilk kaba taslağını çıkartmak 1.5 yılımı aldı. Düzeltmek, yeni bilgiler eklemek, dille ilgili sorunları düzeltmeye çalışmak ise 6 ayımı aldı. Çok sancılandırıcı ama heyecanlandırıcı bir süreçti. Bu konuda UNCG’deki tüm akademisyen arkadaşlarım, James Benshoff, Craig Cashwell, DiAnne Borders, Jane Myers, Tom Sweeney, Marie Shoffner; doktora öğrencisi olan arkadaşlarım Heather Smith, Christine Gainey, 25 yıl önce evlenerek ABD’ye yerleşmiş olan arkadaşım Nur Gryskiewicz ve ailesi, orada olduğum sürede sancılanmalarımı görüp bana destek oldular. Döndükten sonra da ailem, kardeşlerim, arkadaşlarım kitap nedeni ile onlarla az görüştüğüm için hiç sitem etmeden beni çalışmam için yüreklendirdiler. Nisa Saldıroğlu, benimle beraber heyecanlandı. Bazı bilgilere ulaşmama yardımcı oldu. Üstelik bir de okuyup geri bildirim vermesini istediğimde beni kırmadı. Süleyman Doğan da beni destekleyen arkadaşlarımdan birisi oldu. Onca işi arasında bana geri bildirim vermek için zaman ayırıp kitabın taslağını okudu. Burada adını anamadığım bir dizi kişi daha teşekkürü hak ediyor... Bu kitabı ailemdeki her üyeye ve tüm sevdiklerime adıyorum.