Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla, Yüce Allah’a hamd olsun. İki cihan güneşi efendimize, ehl-i beytine ve ashabına salat ve selam olsun. Ders okutulan yer anlamında kullanılan medrese, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla teşkil edilen mekânlardır. Osmanlılar fethettikleri yerlerde önce bir ibadethane inşa etmekte veya bir ibadethaneyi camiye çevirerek duruma göre hem ibadethane hem de eğitim kurumu olarak yani yaygın eğitim amaçlı kullanmaktaydı. Şehir planlaması da bu binaların merkezde olduğu muhitler oluşturacak şekilde yapılarak cami ve medreseler günlük hayatın mihveri konumunda bulunurdu. Bunun yanında camiler dışında müstakil olarak inşa edilen bazı medreseler de inşa edilerek bugünkü anlamda örgün eğitim kurumu işlevi üstlenirdi. Bu medreselerde Arap dili ve edebiyatı ile fıkıh, tefsir, hadis, akaid ve kelam gibi dinî ilimler önemli bir ağırlığa sahipti. Medreseler, bu ilimlerin yanı sıra mantık, felsefe, kozmografya, hendese, cebir, astronomi, tıp gibi müspet ilimler ile münazara ve cedel gibi tartışma ve akıl yürütme yöntemlerinin tahsil edildiği; kadı, naip, müderris ve müftü ile devletin ihtiyaç duyduğu her sınıf için eleman yetiştiren müesseseler olmuştur. Kadim bir geçmişe sahip olan Siirt’te de örnekleri günümüze kadar taşınmış medreseler inşa edilmiştir. Cemiyet hayatının zembereği vazifesini gören, nice kalem ve kelam erbabı ile ilim ve irfan ehlinin yetiştiği bu müesseselerin maarif ve kültür hayatımızda derin izler bırakan önemli katkıları olmuştur. Bu kurumlarda yetişen âlimlerden kimisi onlarca hatta yüzlerce talebe yetiştirmiş, kimileri de çok önemli eserlere imza atarak kültür ve medeniyet hayatımızın teşekkülünde öncü bir rol üstlenmişlerdir. Kalemin kâğıda secde edip kâğıt üzerinde kayarken çıkardığı hışırtıların verdiği ilhamla yazılmış bu eserler, elden ele beldeleri dolaşıp, günümüze kadar ulaşarak yolumuza yön veren pusulalar olmuştur. Bu mekânlarda yetişen hocalar; halk ile iç içe yaşamışlar, halk arasındaki anlaşmazlıklarda hakem rolünü üstlenmişler, halk ve idareciler arasında köprü vazifesi görmüşler, ümeraya (idareciler) nasihat ve tavsiyede bulunmaktan da geri kalmamışlardır. “Âlem gibi âlim” olan bu hocalar, ders verdikleri medreselerin yanında darülfünunun bir şubesi mesabesindeki evlerini, dergâh ve divanlarını da bir mektep/akademi hâline getirmişlerdir. Bu mekteplerde, harflerin bestekârı olan mahir hattatların idaresinde, kelimelerin raks ederek harflerin ritim tuttuğu hat sanatının yanı sıra aşk ehli olanların bileceği üzere “gaybın lisanı” olan Hafız Divanı âdeta meşk edilmiş, Sadi Şirazî’nin “üstad-ı irfan” olarak nitelenen Gülistan’ı şevk ile okunarak taliplerin zevk ve estetik duyguları şekillenmiştir. Mazi ırmağına katılmış dünde kalan, hasreti günden güne artan ve sayıları günden güne azalan bu kervanın yolcularından olan Siirt’in Mevlana’sı Celaleddin (Kardeş) Efendi, Sabat üzerindeki evinde mantık okuturken Şeyh Şerafettin Efendi, Divan’da el-Hikemü’l-Ataiyye dersleri vermiştir. Medreseler ve buralarda verilen eğitim üzerine yapılmış çalışmalar fazla olmakla birlikte Siirt’teki medreseler, bu medreselerin müfredatı, mevki ve bânileri ile müderrisleri konusunda yapılan çalışmalarda birtakım eksik noktalar mevcuttur. Unutulmuş veya atlanmış bazı konuları aydınlığa kavuşturmak için böyle bir çalışma yapma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu amaçla konumuz ile ilgili bulabildiğimiz kaynak eserlerin yanı sıra arşivlerde bulunan şer’iyye sicillerini, sicill-i ahval defterlerini, salnameleri (yıllık) ve diğer vesikaları imkân dâhilinde taradık. Siirt mezarlıklarında mevcut mezar şâhideleri de dâhil olmak üzere bazı şahsiyetlerden geriye kalmış not defterleri, fotoğraf, hatırat ve günlükleri inceleyerek ulaşabildiğimiz en ufak bir bilgi kırıntısını dahi değerlendirdik. Çalışmada dikkat ettiğimiz öncelikli hususlardan biri, kendisiyle ilgili fazla bilgi bulunmayan medreselerin araştırılması olmuştur. Hakkında az çok bilgi bulunan medreselerin ele alındığı bölümlerde ise eğer bulunabilmişse nadir bilgi ve belgelerin paylaşılmasına öncelik verilmiştir. Siirt’in ilim ve irfan hayatına yön veren bu mekânlarda ders veren müderrislerin çoğu “Belge ve Bilgilerle Siirt’in Manevî Dinamikleri ve Âlimleri” adlı çalışmamızda yer aldığından bu zatların hayatları hakkında özet bilgiler verilmiştir. Siirt’in ilim ve irfan tarihine mütevazı bir katkı olması niyetiyle hazırlanan bu çalışmanın faydalı olmasını dileriz. Tevfik ve başarı Allah’tandır.