Tevhit dini İslam’ın varlık, bilgi ve değerler tasavvurunun kaynağı ilahi vahyin tezahürü olan Kur’an-ı Kerim’dir. Başlangıçtan günümüze bütün İslam medeniyeti ve literatürü bu ilahî kelamda içkin olan bilgi ve değerleri keşfederek insanlığın idrakine sunmaya çalışmaktadır. Hz. Peygamber’le başlayıp sahabe ve tabiîn ile devam eden bu çabanın sonucunda büyük bir tefsir külliyatı oluşmuştur. Tedvin dönemiyle birlikte farklı sebeplere bağlı olarak çeşitli yöntem ve yönelişlerle sürdürülen tefsir faaliyetleri her geçen gün dönemin ihtiyaçları göz önüne alınarak sürdürülmektedir. Mekke, Medine, Kûfe, Şam, Bagdat, Mâverâünnehir, Semerkand, Buhara, Mısır, Endülüs ve İstanbul gibi ilim merkezleri başta olmak üzere dünyanın her yerinde yapılan tefsir çalışmalarıyla pek çok nadide eserler vücut bulmuştur. Altı asrı aşan zaman diliminde Müslümanların en büyük temsilcisi olan Osmanlı devleti sınırları içinde geçmişinden tevarüs eden ilmî birikimidevralarak her yönden geliştiren ulema, tefsir sahasında da çoksayıda eser vermiştir. Müstakil tefsirlerden sure ve ayet tefsirlerine, tefsir usulünden Kur’an ilimlerine, Kur’an’ın fasih okunuşu için lazım olan tecvid ilminden kıraat-ı aşereye kadar onun okunması, anlaşılması ve yaşanmasına yönelik sayılamayacak kadar eser veren bu medeniyet, hala tarihte hakettiği değeri bulamamıştır. Son otuz yılda yapılan akademik çalışmalar Osmanlı tefsiri üzerindeki perdeleri aralamaya çalışsa da lebalep dolu olan kütüphanelerde tefsir kitabiyatı, alanla ilgili araştırmacıların teveccühlerini baklemektedir. Osmanlı ilmiye teşkilatını tanımayanlar, özellikle tefsir çalışmalarına yeterince vakıf olmayanlar, dönemin telif geleneğini bilmeyenler ya da bilmek istemeyenler Osmanlı tefsir geleneğinişerh ve haşiye türü eserler üzerinden ya da yazılan tefsirlerin sa-12 Osmanlı Tefsir Geleneğinde Konulu Tefsir el-Midhatü’l-kübrâ Örneğihaya yeni bir katkı sunmadığı iddasından hareketle haksız eleştirler yapmışlardır. Ancak son zamanlarda Osmanlı tefsiri üzerine yapılan çalışmalar bu iddaları boşa çıkarmaktadır. Osmanlı tefsir geleneğini anlamak ve o dönemde yazılan Kur’an ve tefsir külliyatını araştırarak gün yüzüne çıkarmak, araştırmacıların hizmetine sunmak hem yapılan olumsuz eleştirilere bir cevap niteliğinde olacak hemde ahfadın eslafına vefa borcunu ödemek için atılmış bir adım olacaktır. Bu amaçla telif edilen elinizdeki çalışmada Osmanlı dönemi 17. yüzyılın son yarısıyla 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış Rumeli Kazakeri Dede Mehmed Efendi’nin (ö. 1147/1734) elMidhatü’l-kübrâ mine’l-Kelâmi’l-Kadîm fî Hakkı Seyyidinâ Muhammed el-Mustafâ isimli eserinin konulu tefsir bağlamında tefsir ilmi açısından tahlili yapılmaktadır. Osmanlı müfessirleri ile ilgili yapılan çalışmalarda henüz kendisine ve eserine yer verilmeyen Dede Mehmed Efendi’nin ve eserinin tanıtılması, tefsir ilmi açısından tahlil ve tenkit edilmesi ilim camiasına ve Osmanlı tefsirine olumlu katkılar sunması beklenmektedir. Bu eserin yazılmsında teşvik edici yaklaşımlarıyla çalışma azmimizi artıran, her türlü manevi desteğini esirgemeyen hocalarım Prof. Dr. İsmail Çalışkan, Prof. Dr. Mehmet Ünal, Prof. Dr. M. Halil Çiçek, Prof Dr. Murat Demirkol, Prof. Dr. Suat Erdem, Prof. Dr. Harun Savut, Doç. Dr. İlyas Canikli ve fikirlerinden istifade ettiğim tüm mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca yoğun çalışmalarım esnasında anlayış gösteren, manevi desteğinive teşviklerini esirgemeyen eşim, Salih’a hanıma, çocuklarıma ve torunlarıma sabır ve hoşgörüleri için müteşekkirim. Eksiklikleriyle birlikte bu çalışmanın tefsir ilmine ve Osmanlı tefsir araştırmalarına katkı sunmasını ümit ediyorum. Muvaffakiyet adına ne varsa eslafımıza aittir. Kusurlar ve eksiklikler şahsımındır. Ve mâ tevfîkî illâ billâh.