Batı toplumları ile Türklerin ilişkileri tarihin her döneminde yoğun, önemli ve vazgeçilmez olmuştur. Ancak doğunun en batısı, batının en doğusu olan Osmanlı Devleti ve sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile sürdürülen ilişkilerde Batı dünyasının kafasında bu topraklar zaman zaman dost, zaman zaman da içinde nefret duygusunu da barındıracak şekilde düşman gibi ve çoğunlukla öteki olarak algılanmıştır. İçinde Batının Doğuya karşı klasik doğu klişeleriyle dolu bakışının yer aldığı bu algılama, bu resim her zaman ilişkilerle birlikte var olmaya devam etmiştir. Türklerin Avrupa topraklarında ilerlemeleri ile Türk’ün antik dünyanın katili olduğu kanısı yayılmış ve bu kanı Avrupa siyasi çevrelerinin tüm eylemlerinin felsefi dayanağını oluşturmuştur. Bu noktada Pierre Loti, Batı kafasındaki Türk resminin dışına çıkan, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları daha sonrasında Birinci Dünya Savaşı’nda ve MillîMücadele döneminde Türk’ü tüm dünya karşısında savunan, Batı kafasındaki boşluğa dokunan, bu boşluğun, bilgisizliğin başkalarınca sömürülmesine karşı çıkan bir isim olarak ortaya çıkmıştır.Biz bu çalışmamızda tüm savunmaları ile belki de bir Türk’ten daha fazla millî his ve şevk ile Türkleri savunan Pierre Loti’nin Türkler üzerine düşüncelerini, Türk dünyasını nerede gördüğünü, Türkleri neden sevdiğini ve Türkleri TrablusgarpSavaşı, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı boyunca sadece duygusal sebeplerle değil, ama “hak”, “adalet” gibi kavramlara da dayanarak nasıl savunduğunu aydınlatmaya çalışacağız. Batı dünyasında Türkleri savunan bir isim olarak Fransız yazar Pierre Loti “Aziyadé” romanı ile savunmalarına başlamıştır. Trablusgarp Savaşı sırasında ise bu savunularını daha yoğun bir şekilde devam ettirmiş ve asıl savunusunu 1913 yılında yayımladığı “Can Çekişen Türkiye” adlı kitabıyla yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda ise Fransa’nın dış politikasını eleştirerek asıl müttefiklerinin Türkler olması gerektiğini vurgulamıştır. Millî Mücadele döneminde de Mustafa Kemal ve arkadaşlarını desteklemiştir. Tüm eserleriyle Pierre Loti, Batı dünyasında hep merak edilen ama bilinmeyen, üstüne düşünülmeyen Türk’ü, Türk resmini kalemiyle değiştirmek istemiştir. “Pierre Loti’nin Gözüyle Türkiye ve Batı Medeniyeti” adlı çalışmamızı gerekli ve önemli kıldığına inandığımız birkaç nokta bulunmaktadır. İlk olarak, Batı toplumlarında onları tanımlayan akılcı davranış ve düşünce biçimleriyle oldukça ters düşecek şekilde yer etmiş olumsuz Türk resmi ve bu resimden itibaren sürüp giden olumsuz kültürel, siyasi ilişkilerin yönünü değiştirme kaygısı çalışmamızı gerekli kılmaktadır. İkinci nokta ise, Pierre Loti’yi gerekli kıldığı noktadır. Çünkü Pierre Loti Fransa’da saygın iki kuruma (Deniz Kuvvetleri, Fransız Akademisi) mensup olduğu hâlde ne Fransa da ne de eserleriyle Türkleri savunmuş olmasına rağmen Türkiye’de hak ettiği biçimde tanınmaktadır. Bir Fransız’a Loti’yi sorduğunuzda yüzünde bir tebessüm ile Türk sevgilisi Aziyade’den bahsedilmekte, bir Türk’e sorduğumuzda yine aynı tebessüm ile Fransız ajanlığından, basit doğu merakından, Loti kahvesinden başka bir şeyden bahsedilmemektedir. Sanırız ki böyle bir tavır ona yapılabilecek büyük bir haksızlıktır. Fransızlar tarafından oryantalist olarak görülen ama yeri geldiğinde akılcılığın savunucularından daha fazla akılcı, objektif olabilen yine ajanlıkla suçlanıp Türk’ü Türklerden daha fazla düşünen Loti kendisine yapılan bu haksızlıklar karşısında gerçek Loti olarak düşündükleriyle ortaya çıkarılmalıdır. Yazdıklarıyla hangi ilişkileri nasıl değiştirdiği ortaya konulmalıdır. Çalışmamızı gerekli kılan bir diğer nokta da Pierre Loti’nin yazmış olduğu 50 kadar eserinin ve makalelerinin Türkçeye çevrilmemiş olmasıdır. Önemli Fransız gazetelerinde yayımladığı makalelerinin birçoğu sadece gazete arşivlerinde durmaktadır. Belirtilmesi gereken bir nokta da birçok kereler Türk dünyası ve Batı dünyası özellikle Türklerin Fransa ile ilişkileri çalışma konusu edilmiş olmasına rağmen Pierre Loti aracılığı ile ilişkiler tam olarak incelenmemiştir. Tam olarak diyoruz, zira onunla ilgili yapılan tüm çalışmalar onun edebîyanından itibaren yapılmıştır. Türkiye’de Pierre Loti ile ilgili yazılmış üç yüksek lisans tezi, bir doktora tezi1 bulunmaktadır. Yurt dışında ise Almanlar, İtalyanlar, Fransızlar gibi çeşitli milletler tarafından yazılmış çeşitli doktora tezleri bulunmaktadır. Mehmet Kaya Bilgegil’in 1951 yılında Paris Edebiyat Fakültesi’nde yazdığı “Pierre Loti et La Turquie” (Pierre Loti ve Türkiye) adlı çalışması, Najmeh Therese Fallah’ın Paris IV, Sorbonne Üniversitesi’nde 1975 yılında yazdığı “La Femme Musulmane vue par Pierre Loti” (Pierre Loti’nin Gözüyle Müslüman Kadın) adlı çalışması, Necdet Hacıoğlu’nun Poitiers Üniversitesi’nde 1978 yılında tamamladığı “La Turquie vue par Pierre Loti” (Pierre Loti’nin Gözüyle Türkiye) adlı çalışması, Alain QuellaVilléger ve “La Politique Méditerranéenne de la France - un témoin: Pierre Loti” (Fransa'nın Doğu Akdeniz Politikası - Bir Tanık: Pierre Loti) adlı Poitiers Üniversitesi’nde 1987 yılında yaptığı çalışma Pierre Loti üzerine yazılan doktora tezlerinden bazılarıdır. Ancak tüm bu çalışmalar edebî yöndedir. Siyasi manada onun objektif duruşunu Türk ve Batı dünyası açısından inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Çalışmamızda sorun sadece Pierre Loti’yi anlatmak değil, sorun sadece gözü kapalı Türkü savunmak değil, sorun sadece Batı dünyasını yargılamak değil, sorun genelde Batı dünyasını var eden, onu tanımlayan akılcılıklarındaki boşluğa dokunabilmek, sorun her iki toplumda da yeterince tanınmayan Loti’yi iki toplum, iki medeniyet arasında anlaşabilmenin, konuşabilmenin zemini olarak ortaya koyup ona hak ettiği yeri verebilmek ve iki toplumun sağlıklı bir şekilde konuşabilmesinin doğru zeminini bulabilmektir. Bu sebeple çalışmamızda Türk ve Batı dünyası ilişkilerine genel bir bakış adı altında, iki dünyanın, Doğu ve Batı dünyasının birbirlerini yıllar boyunca nasıl algıladıklarına değindikten sonra birinci bölümde Pierre Loti için uzak dünyaların, Doğu dünyasının ve bu dünya içinde Türklerin kendisi için ifade ettikleri incelenecektir. İkinci bölüm de ise Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşlarında Batı dünyası karşısında Türkleri nasıl ve nelere dayanarak savunduğu aydınlatılmaya çalışılacaktır. Son bölümde ise Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Pierre Loti’nin derinleşen Türk savunularına değinilecek ve hangi fikirleri, hangi ilişkileri ile neleri değiştirdiği üzerinde durulacaktır. Çalışmamıza Pierre Loti’nin yazdığı 50 kadar eseri, Fransız basınında çıkan makaleleri ve Fransız arşiv kaynakları temel teşkil edeceklerdir. “Pierre Loti’nin Gözüyle Türkiye ve Batı Medeniyeti” adlı doktora tez çalışmamızın gözden geçirilmiş bu basımında öncelikle konu seçiminde yardımcı olan ve çalışma boyunca bana yol gösteren değerli hocam ve tez danışmanım Prof. Dr. Sabahattin Özel’e teşekkür ederim. Ayrıca, aslında öğretirken öğrendiğimi anlamamı sağlayan öğrencilerime de teşekkürü borç bilirim. Fikirleri ve eylemleriyle ise hayat boyu bana örnek olan annem Dr. Tülin Çağdaş’a ve babam Dr. Tamer Çağdaş’a her zaman minnettar olacağım.Çalışma kendi sınırları içinde tam ve eksiksiz olma iddiası taşımamaktadır. Kitaptaki eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunacak eleştiriler ise kuşkusuz gereklidir.Bahar Gidersoyİstanbul, Eylül 2020 .