Biyolojik olarak sağlıklı bir zihin ve beden insan yaşamının en önemli kısmını oluşturmaktadır. Bu önemi günlük yaşamda sıklıkla kullandığımız “Sağlık her şeyin başıdır.” sözü iyi bir şekilde anlatmaktadır. Sağlıklı bir bedene sahip olmak önemli bir çabayı da gerektirmektedir. Spor, dengeli beslenme, zihinsel ve bedensel egzersizler gibi günlük yaşamımızdaki düzenlemeler sağlıklı bir bedene sahip olmak için gerçekleştirilmesi gereken uygulamadan sadece birkaçıdır. Ancak sağlık bireysel hayatın ötesinde bir öneme sahiptir. Sağlık toplumsal hayatın devamlılığı ve bütünlüğünü de sağlayan bir kurum olma özelliğindedir. Öncelikle sağlık tarihsel süreç içerisinde oluşup gelişen kültürün bir parçasıdır. Bu kültür vasıtasıyla sağlıklı nesiller yetiştirilerek toplumsal süreklilik sağlanabilmektedir. Dolayısıyla sağlık, bireylerin yaşamı için önemli olduğu kadar toplumsal yapının devamlılığı için de önemlidir. Sağlıklı bireyler sağlıklı toplumun, sağlıklı toplum ise sağlıklı bireylerin anahtarıdır. Sağlıksız bireyler sağlıksız ailelerle birlikte sağlıksız toplumsal ilişkileri doğurmaktadır. Sağlık kurumlarının zayıf olduğu veya işlemediği toplumlarda ise sağlıklı bireylerin olması mümkün değildir. Örneğin obezite modern toplumun dayattığı fastfood tarzı sağlıksız beslenmenin sonucudur. Sigara bağımlılığı ve çevre kirliliğine bağlı olarak artan kanser hastalığı keza yine modern toplumun önemli sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Eğitim kurumundaki yetersizlikler doğrudan sağlık personelinin eksikliklerine, dolaylı olarak ise sağlıklı yaşam bilincinden yoksun bireylerin yetiştirilmesine neden olmaktadır. Bu yüzden sağlık sorunlarının sadece bireysel tercihlerin sonucunda gerçekleştiğini düşünmek olanaklı değildir. Günümüzdeki sağlık sorunları kültürel, siyasal ve ekonomik yapıyla doğrudan ilişkilidir. Toplumsal yapıda ciddi sorun haline gelen bir hastalığı modern tıbbın imkânları ile tedavi etmek mümkünken, hastalığı tamamen ortadan kaldırmak ancak sosyal, kültürel ve ekonomik yapıda meydana gelebilecek bir değişim ile mümkündür. Kültürün sağlık üzerindeki etkisi artık bilinen bir gerçektir. Örneğin, Papua Yeni Gine’nin Güney Fore bölgesinde 1950’li yıllarda sıklıkla kadınlarda olmak üzere çocuklarda da görülen adı ‘Kuru hastalığı’ olarak tanımlanan hastalık, kültürün sağlık üzerine etkisini net bir biçimde göstermektedir. Hastalığa klinik olarak neden olan virüs laboratuvar ortamında bulunmasına rağmen, hastalığın nedenine ilişkin hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Hastalığın neden ortaya çıktığına dair bir grup antropolog ve sosyolog yaptıkları çalışmalar sonucunda, ölen bir kadının beyninin yine kadınlar tarafından yendiğini belirledi. Hastalığa neden olan virüsün bu kültürel ritüel sonucunda bir kadından başka bir kadına geçtiği saptandı. Böylece bu adetin sonlandırılmasıyla Kuru hastalığının önüne geçilebilmiş oldu. Örnekte görüldüğü gibi sağlık-hastalık kavramları, kültürle iç içe geçmiş kavramlardır. Kültürel değişim-dönüşümü yaşamadan bazı hastalıkların önüne geçebilmek mümkün değildir. Bu çalışmada sağlık-hastalık kavramları sosyolojik yönüyle ele alınmaktadır. Birey-toplum ilişkisinin sağlık alanındaki yansımaları değerlendirilmektedir. Dünyada ve Türkiye’de önde gelen sağlık sorunları tartışılmakta ve çözüm önerileri getirilmektedir. Bu kapsamda sosyolojik teorilerde sağlık ile birlikte, kültür, medya, beden, spor, göç, ekonomi, politika, şiddet ile sağlık arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır. Sağlık çok boyutlu olup yalnızca sağlık bilimcilerin çalışmalarıyla çözümlenebilecek bir alan değildir. Bu gerçeklikten hareketle elinizdeki metin, disiplinler arası bir bakış açısıyla sağlık ve sosyoloji alanında çalışan uzman akademisyenlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir üründür. Sağlık sosyolojisi ülkemizde Batı’daki gelişimine paralel olarak gelişim göstermemiştir. Bu alandaki çalışma sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Bu çalışma, daha önce sağlık sosyolojisi alanında ortaya konulan bilgi birikiminden hareketle alana katkı sağlama amacıyla ortaya konulmuştur. Çalışmanın aynı zamanda lisans ve lisansüstü öğreniminde kaynak olarak faydalı olacağı düşünülmektedir. Literatüre sağladıkları katkı nedeniyle kitabın hazırlanmasında emeği geçen tüm yazarlara ve çalışmayı okuyucu ile buluşturan Anı Yayıncılık’a teşekkür ederiz.