İslâm dininin temel yapı taşlarından biri olan hadisin/ sünnetin, muhafazası ve günümüze intikali, Hz. Peygamber’in güzide ashâbından başlayarak her nesilden ulemânın büyük gayret ve özverili çalışmalarıyla sağlanmıştır. İlk asırdan itibaren uygulana gelen kurallar, zamanla yazılı hale getirilerek, hadis ilminin teorik zeminini oluşturmuştur. Bu teorik zemin her nesilde yetişen, alanında söz sahibi ulemânın tetkik ve tenkitleriyle gelişerek güçlenmiş ve İslâmî ilim geleneği içerisinde takdire şayan bir kontrol mekanizması durumunu almıştır. Mevcut bilgilerin bir araya getirilmesi ve pratiğin belli bir tanıma kavuşturulması noktasında önemli bir mevki teşkil eden isimlerden biri de İslâmî ilimlerle ilgili bir aileye mensup olan, tefsir, hadis ve fıkıh sahalarında devrinin tanınmış âlimleri arasında yerini alan, İbnü’s-Salâh künyesiyle meşhur, Ebû Amr Takıyyüddîn Osman b. Abdurrahman b. Mûsâ eş-Şehrezûrî (v. 643/1245)’dir. Bu çalışmada, İbnü’s-Salâh’ın hadis usûlü içerisinde pek çok önemli tartışmaya konu olan sahih hadis ile ilgili görüşleri ve bu görüşleri üzerine yapılan tenkitler tespit edilemeye çalışılmıştır. Ancak İbnü’s-Salâh’ın sahih hadis ile ilgili görüşleri, usûle dair müstakil ve muteber eseri Ulûmu’l-hadîs ile sınırlı tutulmuştur. İbnü’s-Salâh’ın söz konusu eserinin hadis usûlünde temsil ettiği değere binaen Ulûmu’l-hâdis üzerine yapılan çalışmalar da ciddi bir yekûn tutmaktadır. Bu çalışmaların tamamını aynı anda ele almak araştırmanın sınırları açısından pek mümkün gözükmemektedir. Bu nedenle daha çok tenkitleri ihtiva eden Nüket tarzı eserlere yoğunlaşılmıştır. Bu eserler 8 Sahih Hadis Tartışmaları arasından da çok erken yaşlardan itibaren telif çalışmalarına başlayan, pek çok farklı alanda ders almakla birlikte özellikle hadis alanında kendini yetiştiren, İbnü’s-Salâh’dan itibaren uzunca bir süre ihmal edilmiş olan hadis imlâ meclislerini yeniden canlandıran, gerek zühdü, takvası ve erdemli kişiliği gerekse hadis ilimleri sahasındaki dirayeti sayesinde büyük itibar gören Zeynüddîn el-Irâkî’nin (v. 806/1404) et-Takyîd ve’l-îzâh adlı eseri ile hocası lrâkî’nin ders halkasına katılarak ondan, başta kendi telif ettiği kitaplar olmak üzere pek çok eseri tahsil eden ve Irâkî tarafından kendisine verilen “hafız” unvanı ile tanınan İbn Hacer el-Askâlânî’nin (v. 852/1449) en-Nüket ala kitâbibni’s-Salâh adlı eseri tercih edilmiştir. Böylece bir yandan hadis alanında görüşleri delil kabul edilen iki önemli ismin, İbnü’s-Salâh’ın değerlendirmeleri ile ilgili kanaatleri ortaya konulurken öte yandan aralarında hoca talebe ilişkisi bulunan iki yetkin âlimin düşünceleri arasındaki benzerlik ve farklılıklara dikkat çekilmiştir. Günümüzde genel kabulle karşılanan pek çok usûl kaidesinin, geçmiş ulemâ arasında, ilmî yöntemle detaylı olarak nasıl tartışıldığına, geçmişte var olan ilmî kontrol mekanizmasının canlı/dinamik bir şekilde mevcudiyetine bir örnek olması açısından, sadece tanımında dahi pek çok hadis usûlu konusunu ihtiva etmesi göz önünde bulundurularak sahih hadis konusu ele alınmıştır. Elinizdeki bu kitap 2013 yılı Ocak ayında tamamladığım “İbnü’s-Salâh’ın Sahih Hadis ile İlgili Görüşlerine Yöneltilen Tenkitler (Irâkî ve İbn Hacer Özelinde)” isimli yüksek lisans tezimin kitaplaşmış halidir. Bu vesile ile öncelikle araştırma konusunun belirlenmesi ve ilk adımların atılmasına vesile olan ancak daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu başkanlığı görevinin tevdi edilmesi üzerine danışmanlık görevine devam edemeyen ve 2022’de Rahmet-i Rahmân’a kavuşan kıymetli hocam ve ilk danışmanım Prof. Dr. Raşit Küçük’ü rahmet ve minnetle anmak isterim. Tezin daha sonraki zamanda danışmanlığını üstlenen ve o yıllarda emekli olmasına rağmen beni mezun ederek kendisinin resmî anlamda son öğrencisi olma onurunu bana lütfeden, tezin her satırını titizlikle gözden geçirerek tavsiye ve önerileriyle rehberlik eden değerli hocam Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan’a uzun ve sağlıklı bir ömür temennisiyle teşekkürlerimi arz ederim. Ayrıca maddi manevi desteğini her daim hissettiğim dua ve teşvikleriyle yolumu aydınlatan kıymetli hocam Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir’e de içtenlikle teşekkür ediyorum. Değerli fikirleri ile tezin nihayete ermesinde katkıda bulunan Prof. Dr. Bekir Kuzudişli, Prof. Dr. Mehmet Özşenel ve Prof. Dr. Muhammet Yılmaz hocalarım ile çalışmanın son okumasını yaparak yardımlarını esirgemeyen sevgili dostum Dr. Sümeyye Sevinç’e şükran borçluyum. Son olarak maddi manevi desteklerini esirgemeyen değerli aileme ve her daim yanımda olan sevgili eşim Uğur Emiroğlu’na sonsuz teşekkürlerimi sunarım.