Skolyoz, ilk olarak MÖ 3500'de Girit Adası'ndaki duvar resimlerinde gözlemlenen bir omurga deformitesidir. Modern tıbbın babası olarak bilinen Yunan hekimi Hipokrat, MÖ 460-377 yılları arasında skolyoz tedavisinde traksiyon ve manuel terapiden bahseden ilk kişiydi. Traksiyon tekniğiyle birlikte, Romalı hekim ve filozof Galen, MÖ 131-201 yılları arasında deformiteye doğrudan baskı uygulamayı geliştirdi. Bu aynı teknik, 10. ve 11. yüzyıllarda Orta Doğu'da İbn Sina (Avicenna olarak da bilinir) tarafından uygulanmıştır. Daha sonra, traksiyonun yanı sıra, düzeltilen hastalara düzeltmeyi korumak için çelik korse verilmiş ve düzeltici alçı uygulamaları kullanılmıştır. Miyotomi yaparak, ilk kez cerrahi tedavi uygulanmıştır. Kaburga deformiteleri rezekte edilmiştir. Skolyozun gerçek anlamda cerrahi tedavisi ise 1914'te Hibbs tarafından yapılmıştır. 20. yüzyılın başlarında, skolyozun konservatif tedavisine yönelik genel yaklaşım, biyomekanik bakış açısına dayanmaktaydı ve bu yaklaşımların çoğu günümüzde de kabul edilmektedir.
Çocukluk döneminin önemli deformitelerinden biri olan skolyoz, idiopatik ve non-idiopatik olarak sınıflandırılır. En yaygın türü, %90 oranında idiopatik skolyozdur. İdiopatik skolyoz, yaş gruplarına göre üçe ayrılır: infantile (bebeklik), juvenile (çocukluk) ve adolescent (ergenlik). Skolyozun dünya genelindeki yaygınlığı, coğrafi bölge, yaş, cinsiyet ve etnik grup gibi faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Çalışmalar, genel nüfusta skolyoz görülme oranının %0.3 ile %14 arasında değiştiğini bildirmiştir. Ancak, bu oran özellikle ergen kızlarda daha yüksek olabilir.
Şiddetli skolyoz vakaları, omurga deformitesine yol açarak nefes alma, kalp fonksiyonu ve kronik ağrı gibi sorunlara neden olabilir. Ayrıca, skolyoz, özellikle ergenlik dönemindeki zorluklarla başa çıkan ergenlerde özsaygıyı ve beden imajını olumsuz etkileyebilir. Bazı vakalarda, skolyoz omurga deformitesini düzeltmek için cerrahi müdahale gerektirebilir ve bu da riskler ve olası komplikasyonlar taşıyabilir. Bu nedenle, skolyozun fiziksel ve duygusal etkilerinin yönetilmesi için erken tespit ve uygun tedavi çok önemlidir. Literatüre katkı sağlamak amacıyla bu kitap, skolyozun anatomisi, skolyoz türleri, skolyoz tanısı ve tedavi seçeneklerine odaklanmaktadır.
Kitabımızın oluşturulmasına önemli katkılar sağlayan saygıdeğer ekip üyelerimize ve profesörlerimize, özellikle Yardımcı Doçent Dr. Ramazan YILDIZ ve Yardımcı Doçent Dr. Erkan EROL'a teşekkürlerimizi sunarız. Ayrıca, kitapta görsellerin çizilmesine yardımcı olan Halime GÜÇLÜ'ye de teşekkür ederiz.
Kitabımızın dizgi sürecinde özverili bir şekilde çalışan Anadolu Nobel Tıp Kitabevi sahibi Mehmet TEKİN'e, eşi Özlem TEKİN'e, Nobel Tıp Kitabevleri yetkilisi Erol BİROĞLU'na ve Hakkı ÇAKIR'a değerli destek ve katkılarından dolayı içten teşekkürlerimizi sunarız.
Son olarak, bu süreçte zamanımızı onlardan aldığımız için bizi anlayan ve destekleyen değerli ailelerimize en içten teşekkürlerimizi sunarız.