Ömer Seyfettin, Türk hikâyeciliğinin en önemli simalarından biridir. Kısa ömrüne rağmen kaleme aldığı eserlerle çağları aşarak ölümsüzleşmiş, bir asırdan fazla süredir on binlerce okur tarafından sevilerek okunmuştur. Bir ideal adamı olarak Ömer Seyfettin, bütün ömrü boyunca Türk dili, vatan ve milliyetçilik kavramlarına hizmet etmiş ve eserlerinde bu düşünceleri yansıtmıştır.
“Millî bir edebiyat vücuda getirmek için öncelikle millî bir lisan ister.” düşüncesiyle yola çıkan Ömer Seyfettin’in en büyük katkısı Türk diline olmuştur. Yazdığı hikâyelerin bugün hâlâ aynı coşkuyla okunuyor olması ve her kuşağın eserlerini kolayca anlayabilmesi, dilimize yaptığı bu hizmetin bir kanıtı değil midir?
Onun “Genç Kalemler” dergisindeki “Yeni Lisan” makalesi, dilde sadeleşme hareketinin ilk adımı olmuştur. 1911 yılında bu adımı atan Ömer Seyfettin sayesinde Türkçemiz sadeleşme yolunda hızla ilerlemiş ve bugünkü şeklini almıştır.
Ömer Seyfettin, hayatı boyunca hikâye, makale, fıkra, şiir ve roman türlerinde eserler vermiştir. Ancak hikâyelerindeki başarısı diğer türlerdeki eserlerini gölgede bırakmıştır.
Ömer Seyfettin, hayattayken kitap halinde yayımlanan eserlerinin sayısı azdır. Ölümünden sonra Ahmet Halit Tarhan tarafından dokuz ciltlik bir külliyat halinde yayımlanmış ve daha sonra pek çok yayınevi zaman içinde bu eserleri basmıştır.
Onun hikâyelerini üç grupta ele alabiliriz:
- Tarihî konuları işleyen hikâyeler.
- Toplumsal konuları işleyen hikâyeler.
- Çocukluk anılarını konu edinen hikâyeler.
Toplumsal konuları işlediği hikâyelerinde, dönemin sosyal meselelerine cesurca değinmiştir. Batılıların Türk insanına ve kültürüne bakışını, yanlış Batılılaşma süreçlerini, taassubu ve bilgisizliği, kendi mizahi anlayışıyla hicveder.
“Hürriyet Gecesi”, “Gizli Mabet”, “Harem”, “Keramet” gibi hikâyeleri, okuru tebessüm ettirirken düşündüren niteliktedir.
Çocukluk anılarını konu edinen eserlerinde ise o dönemin sıcaklığı ve sevgi dolu dünyası samimi bir üslupla aktarılmıştır. “Falaka”, “Kaşağı”, “Ant” gibi hikâyeler ise günümüzde hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından ilgiyle okunmaktadır.
Ömer Seyfettin’in asıl şöhretini kazandıran hikâyeleri ise tarihi konuları destansı bir üslupla işlediği hikâyeleridir. “Eski Kahramanlar” başlığı altında yayımlanan bu hikâyeler, Osmanlı coğrafyasının her köşesini ve tarihî kahramanlarını yeniden hayata döndürür. Onun eserlerini okurken, bir milletin kurduğu cihan devletinin yapı taşlarını, hayallerini, ideallerini, dertlerini, sevdalarını ve umutlarını paylaşırız ve onları bugün de yanı başımızda hissederiz.
“Kaç Yerinden”, “Ferman”, “Pembe İncili Kaftan”, “Kütük”, “Başını Vermeyen Şehit”, “Yalnız Efe” gibi hikâyeleri hâlâ büyük bir beğeniyle okunmaktadır.
Biz de onun hikâyelerinden bir bölümü yeni bir düzenlemeyle okurlarımızla buluşturmayı amaçladık. Bu çalışma sırasında, bazı hikâyelerde dönemin ruhunu yansıtan ve günümüzde genç nesil tarafından bilinmeyen kelimelerin anlamlarını dipnot olarak belirtmeyi uygun gördük. Amacımız özellikle genç okurlarımızın bu eserleri keyifle okurken kelime hazinelerinin zenginleşmesine katkı sağlamaktır.