Türkler, İlk Çağlardan Orta Çağların sonlarına kadar, İç Asya’dan Uzak Şark’a, Hindistan’dan Orta Avrupa, Balkanlar ve Yakın Şark’a kadar birçok istilâ ve göç hareketi yapmış; çeşitli ülkelerde devletler ve imparatorluklar kurmuşlardır. Bu yayılma ve hâkimiyet hareketlerini dört büyük devreye ayırmak mümkündür. İslâm öncesi dönemde Kun (Hiung’nu, Hun) ve Göktürk Kağanlıkları, İslâm sonrası dönemde ise Selçuklu ve Osmanlı sultanlıkları bu dört büyük devri oluşturur. İlk iki devre, Orta Asya'da Türk nüfusunun kaynak ve kuvvetini oluşturmuş, dünya tarihinde önemli bir rol oynamış olsa da Türkistan dışındaki etkileri zamanla kaybolmuştur. Buna karşın, Selçuklu ve Osmanlı devreleri, Türk ve İslâm medeniyetlerinin birleşimiyle büyük bir öneme sahip olmuş ve dünya tarihine derin etkiler bırakmıştır.
İslâm’dan önceki Türk göçleri ve hâkimiyetleri, Türk kavimlerinin çeşitli topraklara yerleşmesini sağlamış, ancak buralarda tarihî izler dışında pek bir kalıcı etki bırakmamıştır. Bunun aksine, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde Türk ve İslâm kültürleri birleşerek büyük bir kudret kazanmış ve etkileri günümüze kadar sürmüştür. Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları, Türk ve İslâm kavimlerinin kaderinde önemli bir rol oynamış, İslâm medeniyetini yükseltmiş ve yaşatmışlardır.
Selçuklu Devleti’nin kurulmasıyla, Türkler, İslâm medeniyetinin kuruluşuna katılmış ve bu medeniyetin gelişiminde önemli katkılar sağlamıştır. Türkler, İslâm medeniyetine İranlılar aracılığıyla adapte olmuş ve zamanla kendi kültürlerini de bu medeniyete kazandırmışlardır. Selçuklular dönemi, Türk-İslâm medeniyetinin en önemli aşamalarından biri olmuş, Araplar ve İranlılarla işbirliği yaparak bu medeniyetin yükselmesine katkıda bulunmuşlardır.
Selçuklu İmparatorluğu’nun kuruluşu, Anadolu’nun Türkleşmesine zemin hazırlamış, büyük bir Türk göçüyle birlikte Anadolu'nun Türkleşmesi süreci başlamıştır. Bu büyük göç ve Selçuklu Devleti'nin Anadolu'da yaptığı fetihler, tarihin önemli dönemeçlerinden biridir. Selçuklular devri, Türk ve İslâm kültürünün birleştiği, büyük bir medeniyetin temellerinin atıldığı bir dönemdir.
Bu eser, Selçuklu Devleti'nin tarihine giriş niteliğinde olup, bu dönemdeki önemli safhaları aydınlatmayı amaçlamaktadır. Selçukluların başlangıç, kuruluş ve yükseliş dönemleri, bu kitabın en ayrıntılı şekilde işlenen kısımlarını oluştururken, sonraki dönemler daha genel hatlarla ele alınmıştır. Sultan Sancar dönemi, Selçukluların büyük bir medeniyet olarak yükseldiği dönemlerden biri olmakla birlikte, askeri açıdan ele alınmış ve çok kısa bir şekilde özetlenmiştir.
Selçuklular dönemi, sadece Türk tarihinin değil, aynı zamanda İslâm medeniyetinin de gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. Bu dönemde gelişen Türk-İslâm medeniyeti, Araplar ve İranlılarla işbirliği içinde yükselmiş, Türkler bu medeniyete hem kendi kültürlerini kazandırmış hem de İslâm dünyasına büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.
Bu eserin amacı, Selçuklular devrinin medeniyet tarihindeki önemli rollerini ve bu dönemdeki Türk-İslâm medeniyetine ait karakterleri ortaya koymaktır. Türkler, İslâmiyet'i kabul ettikten sonra, Selçuklu Devleti'nin etkisiyle, İslâm medeniyetinin yükselmesine katkı sağlamış, Batı dünyasına bu medeniyetin etkilerini taşımıştır. Selçuklular, Haçlı Seferleri sonrasında, İslâm medeniyetinin Avrupa'da yeniden canlanmasında önemli bir rol oynamışlardır.
Bu eser, Selçukluların İslâm medeniyetine katkılarını, bu dönemdeki önemli siyasî ve kültürel gelişmeleri inceleyerek, Türk ve İslâm tarihi araştırmalarına yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır. Eserin sonunda, Selçuklular döneminin etkileri, medeniyetin gelişimindeki katkıları ve bu dönemin tarihî önemi hakkında yeni görüşler ve tezler ortaya konmuştur.