Siyasal düzene ilişkin bu kitapta savunulan argümanların önemli bir kısmı, ilk defa Mart 2017’de Bilim ve Sanat Vakfı’nda, İsmail Yaylacı’nın koordine ettiği “Adalet Konuşmaları” serisi içerisinde, “Adalet vs. Asabiyet” başlığıyla seçkin bir dinleyici topluluğu önünde sunulmuştur. Daha sonra, adalet ile siyasal düzen arasındaki ilişkiyi konu edinen bölüm geliştirilmiş ve müstakil bir makale olarak yayınlanmıştır (“Adalet, Siyaset ve İyi Yönetim: Liberalizmin Söylemsel Tahakkümüne Bir İtiraz”, Kutadgubilig 40 (Eylül 2019): 93-132). Bazı küçük değişikliklerle bu makale, kitabın birinci bölümünü oluşturmuştur. Kitabın ikinci bölümü ise, yine temelleri yukarıda belirtilen çalışmada atılmış bazı fikirlerin geliştirilmesiyle ortaya çıkmış bir çerçeveye dayanmaktadır. Dolayısıyla, gerek sunumum esnasındaki görüş ve eleştirileriyle katkıda bulunan, gerekse daha önce ve sonra özel sohbetlerde yorumlarından istifade ettiğim Bilim ve Sanat Vakfı’ndaki kıymetli dost ve hocalarıma şükranlarımı sunarım. Onların eleştiri ve yorumları olmasaydı, bu kitap bugünkü şeklini alamazdı. Ayrıca bu kitabı yayına hazırlama yönünde beni yüreklendiren ve her adımda destekleyen Faruk Deniz’e, kitabın ikinci bölümünü okuma nezaketinde bulunan Alim Arlı’ya, Özgür Kavak’a ve kitabın yayını esnasında her açıdan titiz bir çalışma yürüten Semih Atiş’e teşekkür ederim. Elbette ki kitapta karşılaşılacak olası kusurlar tamamen bana aittir.
Bu çalışmada ete kemiğe bürünen düşüncelerin zihnimde olgunlaşmasında ve istikrar bulmasında, kuruluşundan itibaren görev yaptığım İstanbul Şehir Üniversitesi’ndeki derslerimin (gerek hazırlık sürecinin, gerek sınıf içi tartışmalarının) çok büyük bir katkısı olmuştur. Benim gözümde İstanbul Şehir Üniversitesi, Türkiye’de “sahici” bilgi ve düşünce üretmeye namzet müstesna kurumlardan biri olarak, kitapta savunduğum bir fikrin, yani siyasal düzen sorununun esasında bir bilgi ve düşünce sorunu olduğu fikrinin bedenlenmiş haliydi. Ömrü maalesef çok kısa sürmüş olsa bile, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin Türk düşünce tarihinde güçlü ve derin bir iz bıraktığına inanıyorum. Bu vesileyle, böyle başarılı bir projeyi hayata geçirebilmiş olmalarından ötürü İstanbul Şehir Üniversitesi ailesinin tüm mensuplarına teşekkür ve takdirlerimi sunmayı bir borç biliyorum.