Bu kitabın temelde iki hedef kitlesi var. İlki siyaset bilimi ve insan bilimleri alanına yeni gelen öğrenciler. Diğeri siyasete ilgi duyan, siyasal olgu ve kavramlarla ilgili bilgilerini biraz derinleştirmek isteyen, okumayı seven herkes. Türkiye’de yüksek ve orta eğitim kurumları arasında maalesef derin yaklaşım farkları mevcut. Orta eğitimde ahlak, sosyoloji, felsefe, tarih, mantık, psikoloji gibi alanlar ciddi olarak ihmal ediliyor. Neredeyse tümüyle meslek sahibi olmaya ve geçimini sağlamaya koşullanmış bireyler yetiştirmeye dönük bir eğitim sistemimiz olduğu söylenebilir. Böyle olunca, üniversitenin anlamı erozyona uğruyor, iyi, doğru ve güzel üstüne konuşmak, mutluluk üstüne felsefi tartışmalara girmek önemsizmiş gibi algılanıyor. Bu büyük bir yanılgı. Siyaset, ülkemizde uzun yıllar tehlike ve tuzaklarla dolu, uzak durulması gereken bir alan olarak gösterildi. Bu da büyük bir yanılgıdır. Hâlbuki Aristoteles’in “bütün bilimlerin anası” kabul ettiği siyaset, özü itibariyle ahlakla, iyiyle, güzelle, doğruyla derinden bağlantılı bir olgu. Bu kitabın temel hedefi bu algılamayı yeniden kurmaktır. Bu amaçla öncelikle siyasetin ve siyaset biliminin tanımı, diğer insan bilimleriyle ilişkisi ve temel teorik yaklaşımlar üstünde durulmuştur. Olguları tanımlama çabası bizi geliştiren en önemli faaliyetlerden biridir. “Devlet nedir” sorusunu ele alacak olursak, soruyu kimin sorduğu, kimin yanıtladığı ve hangi devletin kastedildiği özel bir önem taşımaktadır. Bu kitapta aktarılmak istenen mesajlardan belki en önemlisi olguların tek bir tanımının olmadığıdır. Öğrencilerim hatırlayacaklardır, derslerimde “kime göre” sorusunu sık sık gündeme getirmeye çalışıyorum. Tanımlar, onu yapan kişinin önceliklerine, zamana ve mekâna göre farklılaşır. Aslolan olgulara yaklaşma biçimimizdir, bakış açımızdır. Bu nedenle bu çalışmada siyaset, siyaset bilimi, devlet, demokrasi gibi kavramlara dair farklı bakış açıları mümkün oldukça kapsamlı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Siyaset bilimine giriş kitaplarında geleneksel olarak yer alan siyasal toplumsallaşma, siyasal kültür, siyasal ve toplumsal değişme, siyasal rejimler, ideolojiler gibi bölümler bu çalışmada da yer alıyor. Bunlara ilaveten kapsayıcı alanlar olarak siyaset sosyolojisi ve devlet teorilerine, siyasal ideolojilere ve milliyetçilikle ilişkisi bakımından fanatizm gibi konulara özel bir yer verilmiştir. Bölümlere verilen ağırlık dağılımındaki farklar, “teorisiz bilim olmaz” inancındaki yazarın siyaset teorisine ve siyaset sosyolojisine verdiği özel önemi yansıtmaktadır. Giriş kitaplarında sık sık karşımıza çıkan konuyu ilginç kılmaya ve okunurluğu artırmaya yönelik şema, fotoğraf ve çerçevelere ve ezberlemeyi kolaylaştırmayı amaçlayan sayfa düzenlerine bu kitapta yer verilmemiştir. Genel olarak, sınava hazırlanan öğrenci tipolojisi yerine kitap okumayı seven ve belli bir söylemin içine girmek isteyen okur kategorisi hedeflenmeye çalışılmıştır. Bölümler birbirinden bağımsız da okunabilecek parçalar olarak tasarlanmış, dipnot verilmemiş, adı anılan kaynakların birçoğu metin içinde tarihleri, kaynakçada da tam künyeleri verilerek gösterilmiştir. İlk kez 2006 yılında oluşan böyle bir kitap hazırlama fikri çeşitli aşamalardan geçerek bugüne geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde verdiğim derslerde öğrencilerimden aldığım tepkilerin bu süreçte önemli bir yeri vardır. Onlara özel bir teşekkür borçluyum. Gözden geçirdiğim kaynakların çoğuna İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi, Paris’te François Mitterrand Kütüphanesi, Münih’te Bavyera Devlet Kütüphanesi ve Roma’da Ulusal Merkez Kütüphane’de ulaştım. Elbette bu çalışmanın ortaya çıkmasında çeşitli aşamalarda destek ve katkısını esirgemeyen çok sayıda insan var. Bunların arasında Jacques Baudin, Mehmet Hacısalihoğlu, Emanuela Gangemi, Elif Bali, Ahmet Özcan, Ceylan Pınar de Rosay, Meryem Yıldız, Fatma Ayhan, Oğuz Akyazı, Ayşe Gizem Erbuyurucu aklıma ilk gelen isimler. Kendilerine teşekkür ederken, unuttuklarımın beni bağışlamalarını diliyorum. Yeni baskılar için meslektaş ve dostlarımın tüm katkılarına açık olduğumu hatırlatıyor ve tabii ki bu baskıdaki olası tüm hataların sorumluluğunu üstleniyorum.