Sosyal bilgilerin resmî hüviyet kazanmasının üzerinden yaklaşık 100 yıl geçmesine rağmen, hem ülkemizde hem de dünyada sosyal bilgilerin tanımı, amaçları ve kapsamı konusunda eğitimciler ve bilim insanları arasında tam bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bu durum, sosyal bilgilerin geniş ve tartışmalı bir alan olmasından kaynaklanmaktadır. Ülkemizde daha yakın zamana kadar sosyal bilgilerin tarih, coğrafya ve vatandaşlık eğitiminden ibaret olduğu anlayışı hâkimdi. Ancak, çağdaş sosyal bilgiler anlayışına göre sosyal bilgiler sadece sosyal bilimlerle de sınırlı değildir. Disiplinler arası bir çalışma alanı olarak görmemiz gereken sosyal bilgiler eğitiminin, sosyal bilimlerden doğa bilimlerine, edebiyattan sanata, popüler kültürden medyaya, iletişimden dil bilimlerine kadar çok farklı alanlarla ilişkili olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir. Burada asıl önemli olan noktanın öğrenci seviyesi ve ihtiyaçları olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Sosyal bilgiler eğitiminin geçmişten günümüze dünyayı ve ülkemizi etkileyen önemli olaylardan ve gelişmelerden etkilenerek bugünkü hâlini aldığını söyleyebiliriz. Her ne kadar çok geniş bir alan olsa da sosyal bilgilerin kendine özgü ilkeleri, amaçları, yaklaşımları ve yöntem ve teknikleri olduğu gerçeğini de bilmek gerekir.
Son yaklaşık 20 yılda, ülkemizde sosyal bilgiler eğitimiyle ilgili akademik ve bilimsel çalışmaların önemli ölçüde arttığını görmekteyiz. Ülkemizde sosyal bilgiler eğitiminin akademik yönünün oluşmasında ve ilerlemesinde eğitimde yaşanan gelişmelerin ciddi anlamda etkisinin olduğunu gözlemlemekteyiz. Özellikle 1998 yılında sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitime geçilmesi ve ortaokullara da Sosyal Bilgiler dersinin getirilmesi, 2005 yılında tüm öğretim programlarında olduğu gibi Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programının da yapılandırmacı yaklaşım esas alınarak detaylıca hazırlanması ve uygulanması etkili olmuştur. 21. yüzyılda sosyal bilgiler hem eğitim anlamında hem de akademik anlamda yeni bir yapıya kavuşmuştur. 2000’li yılların başında sosyal bilgiler eğitimi alanında lisansüstü programlar açılmış, yüksek lisans ve doktora mezunları vermeye başlanmıştır. Günümüzde ise artık doçent ve profesörlerin olduğu bir alan haline gelmiştir. Dolayısıyla sosyal bilgiler eğitiminde hem teorik hem de uygulama anlamında ciddi bir birikim oluşmuştur. Ancak bu alan gelişmeye, değişmeye ve dönüşmeye oldukça müsait bir alandır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmelerin doğrudan etkisini bu alanda görebilmekteyiz. Elinizdeki bu çalışma, sosyal bilgiler öğrenme ve öğretmeye yüklenen anlamdaki değişimin bir ürünüdür.
John Dewey’in “Bugünün çocuklarını, dünün yöntemleriyle eğitirsek yarınlarından çalarız.” sözü, bu çalışmanın neyi amaçladığını çok iyi özetlemektedir. 21. yüzyılın ilk çeyreği biterken, iyi insan ve iyi vatandaş yetiştirmeyi amaçlayan ve çok önemli bir ders olan Sosyal Bilgiler dersinin yaklaşım, ilke, strateji, yöntem, teknik ve etkinlikleri bu eserin temel konularını oluşturmaktadır. Ülkemizin farklı üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin bölüm yazarlığı yaptığı bu eserde, öncelikle sosyal bilgiler eğitiminin teorik temelleri ortaya konmaya çalışılmış, sonrasında sosyal bilgiler eğitiminin bilgi, beceri ve değer boyutlarını içeren etkinlik örnekleriyle etraflıca ele alınmıştır. Çalışmanın alana katkı sağlaması dilek ve temennisiyle, bu kitabın hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür eder, saygılar sunarız.