Sürdürülebilirlik kavramı, son 30 yıllık süreçte giderek artan bir oranda çeşitli platformlarda tartışılmaya başlanmıştır. Sürdürülebilirlik aslında, önceleri gelişen ya da gelişmekte olan dünyadan çok gelişmiş ülkelerin söylemlerinde yer almaktaydı. Ancak bugün gelinen nokta itibariyle bakıldığında insanlık çeşitli küresel sorunlarla karşılaşmakta ve bunları ortak olarak yaşamak, çözümlemek zorunluluğunu duymaktadır. Çevre kirliliği, plansız şehirleşme ve büyüme, küresel salgın hastalıklar bunun en somut örnekleridir. Bu anlayışın altında insan vardır ve insanın varlığını gelecekte de sorunsuz olarak sürdürebilmesi hedeflenmektedir. Ancak yine de zaman zaman eleştirel açıdan bakıldığında sürdürülebilirlik kavramına getirilen eleştirilerden de söz etmek gerekir. Bu kavram kimilerine göre “gelecekte varoluşun sürekliliğini sağlama” mücadelesinin somutlaşmış hâlidir. Ancak diğer bir bakış açısından irdelendiğinde ise, sürdürülebilirlik küresel ekonomik paradigmanın mutasyona uğrayarak yoluna devam etme çabasının dışa vurumudur. Yani özetlemek gerekirse sürdürülebilirlik, hâlen geçerli ve yürürlükte olan dünyadaki küresel sosyoekonomik ve politik statükonun devamlılığını sağlama inisiyatifidir. Burada kuşkusuz, her iki farklı görüşün de ortaya konmasının getireceği bir nesnellik söz konusu olacaktır. Bu konuda belirtilmiş olan farklı uçlardaki fikirlerin bilinmesi ve anlaşılabilmesi, kavramsallaştırma aşamasında açıklık ve şeffaflık sağlanmasında da yarar sağlar niteliktedir. Bu perspektifi kaybetmeksizin pragmatik açıdan baktığımızda, sürdürülebilirlik çalışmalarının payandasını oluşturan konuları Çevre, Toplum ve Ekonomi sacayağına oturmamız mümkün olacaktır.Kısacası ister eleştirel ister olumlayan açıdan bakalım, sürdürülebilirlik kavramı, hâlen mevcut sistematik bağlamda kamu yararı sağlar nitelikte görünmektedir. Yani mevcut koşullarda ve durumda sürdürülebilirlik kavramına olumlu bakış açısıyla yaklaşmak, en azından faydacı bir yaklaşım modeli olacaktır. Bütün olumlu ya da olumsuz eleştirileri bir yana bırakarak salt toplumsal çıkarı da düşünerek, sürdürülebilirlik kavramının olumlanması ise –en azından- konjonkturel olarak uygun olacaktır. iv Dr. Zeliha Oçak “Sürdürülebilirlik İletişimi: Sürdürülebilirliğin Ekonomi Politiği ve Markalar” başlığını taşıyan çalışmasında ekonomik ve politik bağlamda sürdürülebilirlik kavramını pratiğe geçirmek suretiyle, piyasa koşullarında var olma, tutunma ve gelişme mücadelesi veren belli başlı markaların iletişim faaliyetlerini analiz ederek çıkarımlar sağlamıştır. Çalışmanın önemi, daha önce böylesine kapsamlı ve Doktora seviyesinde bir eserin üretilmemiş olmasının yanı sıra, nesnel biçimde sistematik sınıflama ve değerlendirme yapma özelliğinden kaynaklanmaktadır. Dr. Zeliha Oçak’ın bu eseri kendisinin doktora çalışmasının kitaplaştırılmış hâli olup konu, içerik ve işleniş açısından önem ve değer arz etmektedir. Çalışkan, zeki ve yüksek anlama ve kavrama yeteneklerinin yanı sıra Dr. Oçak konuya ilişkin duyarlılığı, tecrübesi ve yaklaşımıyla daha doktora aşamasında dikkatimi çekmiştir. Çalışma disiplini ve azmi kendisinin ileride yapacağı ve göstereceği çalışma ve başarıların da garantisi niteliğindedir. Başarılı biçimde doktorasını sonuçlandırdığı ve kitap olarak çalışmasını taçlandırdığı için, Dr. Zeliha Oçak’ı özellikle tebrik etmek isterim. Kendisiyle doktora çalışmasını gerçekleştirmek amacıyla bir araya geldiğimiz günden başlayarak azim dolu, disiplinli ve titiz çalışması dikkat çekiciydi. Nitekim bu durum benim açımdan düşünüldüğünde gelecekteki eserlerinin de güvencesidir. Bütün bu değerlendirme ve sonuçlar ışığında genç bir akademisyen olmasına karşın Dr. Zeliha Oçak’ın böylesine önemli ve başarılı bir eser üretmesi takdirle karşılanmalıdır. Eminim ki, kendisi gelecekte de akademik başarılarının yanı sıra önemli eserleriyle, dikkat çekici başarılara imza atacaktır. Ayrıca bu değerli ve önemli eserinde yazı ile düşüncelerimi ifade etme fırsatını da bana vermesi ve yer ayırmasından dolayı da kendisine çok teşekkür ederim. Yolun ve bahtın açık olsun Zeliha…