Dini yaşantı ile kültürün şekillenmesi arasında canlı bir bağ bulunmaktadır. Bir taraftan dini yaşantılar kültürleri inşa ederken, öte yandan kültürel ortam da dinin şekillendirilmesinde önemli bir rol oynayabilir ve dini metinlerin inşasında görünürlüğünü hissettirebilir. Bu açıdan din-kültür ilişkisi, çoğunlukla antropolojik bir perspektifle incelenmelidir. Çünkü insan, içinde doğup büyüdüğü çevrenin bir bireyi olarak kendisini, çevresinden ve ailesinden edindiği kültürel birikimlerle tanımlar. Bu tanımlama süreçlerinin başında din gelir ve insan hayatının en önemli dinamiklerinde başat rol oynar. İnsanın varoluşsal soruları, sorunları, sorgulamaları, anlam arayışları ve araştırma süreci tamamen bu dini gelenek içinde gerçekleşir. Bu gelenek, yalnızca belli coğrafya ya da ülkelerle sınırlı kalmayıp kültürel aktarım yoluyla dünyanın pek çok yerinde görünür hale gelmektedir.
Dini deneyimin en net ve doğru şekilde anlaşılabilmesi için her iki alana ait öğelerin tespit edilmesi önemlidir. Bu sayede, değişken yerel unsurlar ile sabit ve evrensel değerler arasındaki farklar belirlenebilecektir. Evrensel ve daimi dini düşünceler, ancak bu sayede asırlar ötesine hitap edebilir ve zamanın idrakine sunulabilir. Farklı zamansal dönemlerde hayat bulmuş her bir dini metin, yazıldığı döneme ait izler taşır. Bu farkındalıkla anlaşılmaya çalışmak, özün kaybolmasına engel olacaktır. Ancak din kutsallığı doğrudan ilişkili olduğundan, dini metinler ve onun pratik karşılıkları uygulamalarda yer alan yerel unsurlar zamanla kutsal olarak addedilebilir ve dokunulmazlık zırhına bürünebilir. Bu da kaotik dini metin ve anlayışların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu durum, farklı zaman dilimlerinde hayat bulmuş dinsel yorumların anlaşılmasını ve belirli bir inanç etrafında kümelenmiş insanların kutsalla ilişkilerini anlamada yeni metodolojilerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. En azından bu metinleri ve kitlesel oluşumları analiz edebilecek metodolojiler geliştirilene kadar, buna zemin hazırlayacak ya da destek olacak düşünsel çabaların gösterilmesi bir gereklilik olarak kabul edilmelidir.
Bu bağlamda, din ve kültür ilişkisi üzerine yapılan çalışmaların ilgi gördüğü bu dönemde, İslami ilimlerin farklı alanlarında din ve kültür etkileşimine işaret eden "Teoloji ve Antropoloji Perspektifinden Din ve Kültür İlişkisi-I" adlı editöryal çalışmamız 2021 yılında okuyucuyla buluşmuştur. Bu doğrultuda, özellikle din alanında yapılan çalışmalar ve değerlendirmelerde kültürün önemini vurgulayan konulara yer verilmiştir. Konunun önemi göz önünde bulundurulduğunda, bütüncül bir bakış açısının sunulabilmesi adına çalışmanın devam ettirilerek genişletilmesinin faydalı olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca bu çalışmada yer almayan çeşitli konuların kültürle olan münasebetini ortaya koyma gerekliliği bizi bu serinin ikinci kitabını hazırlamaya yönlendiren ikinci bir etken olmuştur.
Bu çalışmayla, ülkemizde sosyal bilim müktesebatına, çoklu bilim anlayışına sadık kalarak, genel okur kitlesinin din ve kültür ilişkisi hakkında farklı alanlardan metinler okumasına katkı sağlamayı umuyoruz. Bir deneme girişimi olarak nitelenebilen bu çalışmaların, daha iddialı araştırmalara kapı aralaması temennimizdir.
Elbette ki bu çalışma dizisi, temelde İslamî terminolojinin hakim olduğu metinlerden oluşmaktadır. Bu anlayış çerçevesinde, İslamî geleneğin anlaşılmasında din ve dinin gelenek içindeki yerinin daha iyi anlaşılması için farklı İslamî ilim dallarının bu konudaki anlayış ve yaklaşımları önemlidir. Çünkü din, nihayetinde toplumsal bir kurumdur ve toplumsal bir kurum olarak dinamik bir yapı arz etmektedir. Aynı zamanda bu yapı, sürekli değişim ve dönüşüm geçirerek farklılaşabilir. Bu bağlamda, dini olanın değişim ve dönüşümünü iyi şekilde anlayabilmek, dinin geçmiş, mevcut ve gelecekteki tasavvurları hakkında en doğru kanaatlere varmaya yardımcı olacaktır. Bu çalışmanın ortaya çıkmasında katkı veren yazarlara, eserin basım aşamasında özverili yaklaşımlarıyla bizlere yardımcı olan Eski Yeni Yayınları adına Hüseyin Nazlıaydın'a ve yayınevinin değerli çalışanlarına en derin şükranlarımızı sunuyoruz.