Terörizm, tanımı konusunda üzerinde uzlaşı sağlanamayan ancak ilgisi hiç azalmayan bir alandır. Geçmiş dönemlerde belirli ideolojik ya da politik motivasyonlarla hareket eden terör örgütleri, genellikle belirli devletleri hedef alırlardı. Günümüzde ise “tehdit”, “risk” ve “güvenlik” gibi kavramların giderek bulanıklaşması; dost-düşman ayrımlarındaki belirsizlik ve değişimin hız kazanması, terör örgütlerinin küresel ölçekte yayılmasına neden olmuştur.
Devletlerin terör örgütü listeleri konusunda uzlaşı içinde olmamaları, aynı örgütün bir coğrafyada "terörist", başka bir bölgede ise "müttefik" ya da "vekil aktör" olarak tanımlanmasının önünü açmaktadır. Konuya akademik perspektiften yaklaşan çalışmalar da terörizmin karmaşık doğasına ve çözümlemedeki zorluklara dikkat çekmektedir.
Alan yazın incelendiğinde, çalışmaların büyük ölçüde Batı perspektifinden yürütüldüğü görülmektedir. Elbette bu değerlendirmeler önemlidir; ancak terörizm yalnızca Batı'nın değil, tüm dünyanın sorunudur.
Türkiye özelinde bakıldığında, terörizm ülkenin en önemli güvenlik meselelerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce eşkıyalık ve çetecilik gibi olaylar, aslında modern terör eylemlerinin öncülleri olarak değerlendirilebilir. Cumhuriyetin ilanından sonra ise Türkiye; sol, sağ, etnik ayrılıkçı ve dini temelli motivasyonlarla hareket eden, devletin birliğine ve bütünlüğüne zarar vermeyi hedefleyen pek çok terör örgütüyle mücadele etmek zorunda kalmıştır.