İnsanoğlu var olduğu sürece kendini geliştirmek ve ölüm başta olmak üzere varoluşunu tehdit eden zihinsel, fiziksel ve biyolojik sınırlılıklarından kurtulmak istemiştir. İnsanın bu arzusu ve arayışı, dinlerin de temel konusu olmuştur. Bu amacı gerçekleştirmek için tekniği olabildiğine geliştiren insanlık, yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde bilim ve teknolojide ciddi ilerlemeler kaydetmiş; geçmişin efsanelerindeki sihirler ve ilahi anlatılardaki mucizeler adeta hayatın gerçekliğine yaklaşmıştır. İşte bu noktada, gelişmiş teknolojilerle insanı ve kâinatı dönüştürmek, sınırlılıklarından onu kurtarmak iddiasıyla yeni bir akım ortaya çıkmıştır. Bu akım transhümanizmdir.
Transhümanizmin felsefi kökenleri nedir?
Transhümanizm dinsel bir nitelik taşır mı?
Transhümanizm dinin sonu mu, yeni bir din mi yoksa dinlerle uyumlu mu?
Bu çalışmada transhümanizm akımının ve tekillik anlayışının dinsel niteliği ve Tanrı anlayışlarıyla ilişkisi ele alınmıştır. Böylelikle gelecekte din mefhumunun, teknolojik tabanlı bir akım olan transhümanizm ve tekillik bağlamında nasıl etkileneceği ve onu neler beklediği ortaya konulmaya çalışılmıştır.