XV. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatının en önemli mesnevi şairlerinden birisi olan Akşemseddin-zâde Muhammed Hamdullah (Hamdî), önemli eserler vererek gerek yaşadığı yüzyılda gerekse daha sonraki asırlarda adı ve eserlerinden çok bahsedilen üretken bir şair olmuştur. Muhammed Hamdullah (Hamdî), Dîvân, Tuhfetü’l-Uşşâk, Yûsuf u Züleyha, Leylâ vü Mecnûn, Kıyâfet-nâme ve Ahmediyye adlı mesnevileri ile Türk edebiyatı tarihinde önemli bir yere sahiptir. Hamdî’nin, adı geçen beş mesnevisi ile Türk edebiyatının önde gelen hamse sahibi şairlerinden birisidir. Ayrıca Türk edebiyatında Hamdî gibi Tuhfetü’l-Uşşâk adı altında mesnevi yazan şair sayısının da çok fazla olmadığı bilinir. Türk edebiyatının ve yaşadığı dönemin önemli şairlerinden birisi olarak kabul edilen Muhammed Hamdullah (Hamdî), Bursa’da Çelebi Sultan Mehmed Medresesi’nde müderrislik yapan Molla Hayâlî’nin yanında bulunarak bilimsel çalışmalar yaptı. Şair ve yazarlığının yanında, Hamdî’nin devrinin önemli bilim insanları arasında yer aldığı da kaynaklarda belirtilir. Hamdî, Bursa’da aldığı medrese eğitiminden sonra tasavvufi eğitimini İbrahim Tennurî’nin gözetim ve denetiminde Kayseri’de tamamladı. Hamdî’ye, tasavvuf edep ve erkânını öğreten hocası İbrahimTennûrî de pek çok murasavvıf şair gibi medrese eğitimini Konya’da aldıktan sonra Kayseri’ye giderek burada bir süre medrese hocalığı yaptı. Daha sonra tasavvufa yönelerek Hamdî’nin babası Akşemseddin’in rehberliğinde seyr ü sülûkunu tamamladı. Akşemseddin-zâde Muhammed Hamdullah (Hamdî)’ın, medrese eğitiminden sonra Tennurî’nin gözetim ve denetiminde iyi bir tasavvuf eğitimi almış olması, gönül ve hayal dünyasının daha da zenginleşmesine sebep oldu. Başta Şeyòî olmak üzere Adnî, Ahmedî, Necâtî ve Ahmed Paşa gibi Türk edebiyatı tarihine damgasını vuran önemli şairlerin, Hamdî’nin sanat ve eserleri üzerinde etkili oldukları bilinir. Ayrıca Hamdî’nin, başta Molla Câmi olmak üzere Firdevsî ve Nizâmî gibi İranlı şairlerin de tesiri altında kaldığı kaynaklarda belirtilir. Bahsi geçen Türk şairleri içinde, Hamdî üzerinde etkili olan en önemli şair, şüphesiz Germiyanlı Şeyòîdir. Hamdî’nin, Tuhfetü’l-Uşşâk adlı ilginç, orijinal ve yerel unsur ve motiflerin yer aldığı bu mesnevisinde Şeyòî’nin Hüsrev ü Şîrîn mesnevisinde yer alan ve uluslarası bilimsel çalışmalara da konu olan bazı şiirlere nazireler yazdığı görülür. Çalışmamızın İnceleme kısmında bu şiirlerin bazıları verilmiştir. Birçok şair tarafından gazellerine nazireler yazılan Şeyòî, Anadolu’da gelişen Klasik Türk edebiyatının yerleşme, gelişme ve kökleşmesinde rol alan önemli bir şairlerinden birisidir. Bazı tezkire yazarları, çok takdir ettikleri Şeyòî’ye şeyhü’şşuarâ (şairlerin üstadı) unvanını verirler. Gerek yaşadığı devirde gerekse daha sonraki dönemlerde pek çok Türk şairinin edebî kişiliğinin oluşmasında pay sahibi bir şair olan Şeyòî’nin, Hamdî’yi de derinden etkilediği bilinir. Şeyòî, Hamdî’nin babası Akşemseddin gibi Hacı Bayram-ı Veli’nin müntesiplerinden olup mahlasını da ona bağlandıktan sonra almıştır. Bunun için Şeyòî’nin, Hamdî tarafından (babası Akşemseddin gibi) sevilip takdir edildiği kaynaklarda belirtilir. Şairin babası Akşemseddin, halveti sırasında Şeyòî’nin tevhid nazım türünde ve kaside nazım şekliyle kaleme aldığı bir şiirinin gökte melekler tarafından okunduğuna şahit olmuştur. Bu sebeple Akşemseddin tarafından takdir edilip sevilen Şeyòî, Hamdullah Hamdî tarafından da örnek alınarak şiirlerine nazireler yazılmıştır. Bazı kaynaklar, (Faruk K. Timurtaş, Şeyòî Hayatı ve Eserleri, İstanbul Üniversitesi Yay., İstanbul 1968, s. 62-65, s. 139-141; Fuat Bayramoğlu, Hacı Bayram-ı Veli Yaşamı-Soyu-Vakfı, Türk Tarih Kurumu Yay., C. I, Ankara 1998, s. 23-24.) Şeyòî’nin, Hacı Bayram-ı Velî(Akşemseddin’in hocası)’ye yakınlığı, Şeyòî mahlasını alması ve Bayramîliği konularına vurgu yaparlar. Yerli ve yabancı büyük şairlerin takipçisi ve üretken bir şair olan Hamdî’nin hamsesi (beş mesnevi)sini oluşturan beş mesneviden birisi olan Tuhfetü’l-Uşşâk adlı eseri üzerinde bugüne kadar biri El-Shaman tarafından yapılan metin ağırlıklı çalışma olmak üzere; iki makale (El-Shaman ve Şarlı) ve kitap içinde yer alan bir bölüm (Gibb) dışında önemli inceleme ve araştırmanın yapılmamış olmasını eksiklik kabul ederek şu an elimizde bulunan bu çalışmayı yapmaya karar verdik. Ele alınan ve konu ve kahramanların özellikleri bakımından iki yıl önce üzerinde çalışmaya başladığımız müellifi meçhul Şeyò-i San’ân Mesnevisi ile benzerlik gösterdiği için dikkatimizi çeken ve bazı ilim insanları tarafından Türk edebiyatının en orijinal eserlerinden birisi kabul edilen bu mesneviyi öncelikle ilim âlemine, ardından da klasik kültür ve edebiyat meraklılarının istifadesine sunmak istedik. Tuhfetü’l-Uşşâk mesnevisinin, ilk defa Feridüddin-i Attâr tarafından Mantıku’t-Tayr’ın içinde bir bölüm hâlinde kaleme alınan, geniş ölçüde sembolik bir aşk konusunun anlatıldığı ve din değiştirme motifinin hâkim olduğu Şeyò-i San’ân hikâyelerinden ilham alınarak kaleme alındığı söylenebilir. Hamdî’ye göre Şeyò-i San’ân mesnevilerinde olduğu gibi öncelikle konusu aşk olan her söz güzeldir. Dolayısıyla, söze en güzel bir biçim verme sanatı olarak bilinen şiirin konusu, öncelikle aşk olmalıdır. Tuhfetü’l-Uşşâk mesnevisinde, Şeyò-i San’ân hikâyelerindeki gibi mecazdan hakikate yönelerek bu vadide başarıya ulaşan derin ve sembolik bir aşk öyküsünün ele alındığı görülmektedir. Şaire göre mecazi özellik taşıması gereken güzel söz, Tuhfetü’l-Uşşâk’ta görüldüğü üzere ve hakikatin ifadesi ve ona ulaşmak için bir basamak olarak kullanılmalıdır. Bu çalışmamızda, Hamdî’nin hakikatin ifadesi olarak değerlendirilebilecek güzel sözlerinden oluşan Tuhfetü’l-Uşşâk’ın elimizde bulunan ve 35 varaktan oluşan harekeli metni (A nüshası)nin çeviri yazısı, daha önce gözden kaçarak metne dâhil edilememiş bazı mısra ve kelimelerin de ilavesiyle ilk defa kitap hâlinde okuyucu ve araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır. Bundan sonra yapılabilecek çalışmalara kaynaklık etmesi açısından daha önce ortaya konulmaya çalışılan Tuhfetü’l-Uşşâk metninde eksik görülen bahsi geçen hususlar üzerinde çalışarak araştırmacıların ve meraklıların hizmetine bir kitap hâlinde sunulmasının gerekliliği bu çalışmaının yapmasını hızlandırmıştır. Eserin çeviri yazısı sırasında bazı kelimeler üzerinde tamir çalışması da yaparak Tuhfetü’l-Uşşâk metnini yeni şekli ile okuyucu ve araştırmacıların hizmetine sunmuş olduk. Metin üzerinde yaptığımız çalışmaların bir kısmını şu şekilde ifade etmemiz mümkündür: Shaman tarafından bir makalenin sınırları çerçevesinde yapılan metin neşrindeki zarf fiil ekleri, bazı imla ve ses özellikleri, eserin harekeli A nüshası doğrultusunda (Eski Anadolu Türkçesi döneminde olması gerektiği gibi) okunarak tarafımızdan yeni bir metin oluşturulmuştur. Yine eserin aslına sadık kalınarak bazı kelimelere birleşik yazılan ekler, müstensih tarafından eski harflerle nasıl kaleme alınmış ise aynı şekilde yeni harflere aktarılmıştır. Metinde geçen Arapça ayet, hadis ve beyitler, tarafımızdan transkribe edilerek çalışmamızın inceleme bölümünde günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Bahsi geçen ayet, hadis ve Arapça beyitler, çalışmamızın metin bölümünde eserin orijinal hâline uygun olarak eski harflerle verilmiştir. Üç Bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde şairin hayatı ve eserleri, ikinci bölümde inceleme ve üçüncü bölümünde de Muhammed Hamdullah (Hamdî)’nin Tuhfetü’l-Uşşâk mesnevisinin çeviri yazısı ve tıpkıbasımı yer almaktadır. Elinizdeki çalışmanın her yönüyle mükemmel bir çalışma olduğunu söylemek elbette mümkün değildir. Şairin hayatı ve eserlerini, ulaşabildiğimiz temel kaynaklar ışığında elimizden geldiği ölçüde yeniden kaleme alarak ilim âleminin istifadesine sunmaya çalıştık. Bunların yanında çalışmamızın ana konusu teşkil eden Tuhfetü’l-Uşşâk adlı mesnevisi ile ilgili olarak bir inceleme ve metin çalışması yaptık. Çalışmamızın bu kısmı ile Türk edebiyatı tarihi ve araştırmalarına küçük bir katkıda bulunabilmiş isek bundan büyük bir mutluluk duyacağımı belirtmek isterim. Mesnevi metnini daha geniş bir kesimin okuyup anlayabilmeleri için anlamı herkes tarafından bilineyen kelimelerin önemli bir kısmının yer aldığı bir sözlük, çalışmamızın sonuna konulmuştur. Bu şekilde, okuyucu ve araştırmacıların eserden ileri düzeyde istifade etmeleri hedeflenmiştir. Beni Tuhfetü’l-Uşşâk mesnevisi üzerinde çalışmaya yönlendiren Doç. Dr. Ali Çavuşoğlu’na, konu ile ilgili çalışmalarını göndererek katkıda bulunan Mahmut Şarlı ve Mes’ad S. Al-Shaman’a minnet ve şükran borçluyum. Ayrıca eserin hazırlanması sürecinde tereddüt ettiğim bazı konularda yol gösteren saygıdeğer hocam Prof. Dr. Mine Mengi’ye şükran borçluyum. Çalışmamızın ortaya çıkmasında, yol göstererek emek harcayan, yapıcı eleştirlerde bulunan değerli hocalarımın görüş ve tavsiyeleri etkili olmuştur. Tek tek ismini anamadığım dost ve büyüklerimin yapıcı eleştiri ve katkıları için medyun-ı şükranım. Çalışmalarım sırasında -başta ailem olmak üzere- yakınlarımı ihmal ettim. Sabırları için onlara, can dostlara ve emeği geçen herkese ayrıca teşekkür ve muhabbetlerimi sunmak isterim. Mustafa GÜNEŞ 2011, KÜTAHYA.