İnsanlık tarihinin en eski zamanlarından beri birey ve toplum açısından ahlak her zaman önemli bir konu olmuştur. Eski Türklerin kendilerine has ahlaki yapıları, İslamiyet’in kabulünden sonra uzun bir süre kendi öz yapısını devam ettirmiş olsa da yeni inancın etkileriyle birlikte önemli değişikliklere uğramış, eski kültürün ahlak anlayışı ile İslam inancının ahlaki değerleri bir araya getirilerek bir senteze ulaşılmıştır. Bu senteze varılmasında, çalışmamızın ana konusunu teşkil eden İslamiyet sonrası ilk dönem eserlerinden olan Kutadgu Bilig, Atabetü’l-Hakayık, Dîvanu Lugâti’t-Türk’ün önemli katkıları olmuştur. Bu eserlerden yaklaşık bir asır sonra Ahmet Yesevi’nin Divan-ı Hikmet’inde bulunan Türkçe şiirler, sözünü ettiğimiz sentezi daha da güçlendirmiş ve başta Anadolu olmak üzere Türklerin yerleştikleri tüm coğrafyalarda Türk-İslam kültürünün yaygınlaşmasını sağlamıştır. Çalışmamızda, yukarıda sözünü ettiğimiz ilk dönemin üç eseri üzerinden İslamiyet’in kabulü dönemindeki ahlak anlayışını ele almaya çalıştık. Hiç kuşku yok ki Ahmet Yesevi, ayrı bir çalışmanın konusunu teşkil edecek kapsamda bir şahsiyettir. Bundan dolayı çalışmamıza Divan-ı Hikmet’i dâhil etmedik. Bu bağlamda kitabımızın giriş bölümünde, en başta edebiyat ve felsefe ilişkisi incelenmiş, ahlak felsefesine genel bir giriş yapıldıktan sonra Eski Türklerin ahlaki anlayışları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Kitabın birinci bölümünde, Yusuf Has Hacib’in ahlak anlayışı hem bireysel hem de yönetim ahlakı tarafından değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, Edip Ahmet Yükneki’nin ahlak anlayışı Yusuf Has Hacib özelinde tespit edilen değerler etrafında şekillendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Kaşgarlı Mahmut tarafından hazırlanan sözlük niteliğindeki eserde, öncesinde konu olarak işlemiş olduğumuz iki eserde yer alan değerler üzerinden ahlak anlayışı tespit edilmeye çalışılmıştır. Kitabımızın son bölümünde ise çalışmamıza konu
olan bu üç eser dayandığı temeller açısından, teleolojik açıdan ve kavramsal açıdan değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında, eserlerle alakalı tespitlerimizi, eserlere yönelik getirdiğimiz eleştirilerimizi ve tekliflerimizi belirterek bundan sonra benzer konuları çalışmayı düşünenlere küçük de olsa bazı önerilerde bulunmayı hedefleyerek çalışmamız sonlandırılmıştır. Bu çalışmanın sürdürülmesinde ve tamamlanmasında; konunun belirlenmesinden sonuçlandırılmasına kadar her zaman katkılarını ve desteğini hissettiğim saygıdeğer hocam ve danışmanım Prof. Dr. H. Ömer ÖZDEN’e, ilk günden beri sürekli fikirlerine başvurduğum, tecrübesini ve katkılarını esirgemeyen değerli hocam Prof. Dr. Osman ELMALI’ya, konunun sınırlarının çizilmesinde ve kaynak temininde katkılarını esirgemeyen hocam Prof. Dr. Zübeyir SALTUKLU’ya, değerli katkılarını sunan Prof. Dr. İsmail ERDOĞAN, Doç. Dr. Hamdi ONAY, Doç. Dr. Enver DEMİRPOLAT hocalarıma, konunun edebiyatla olan bağlantısından dolayı yardımlarını talep ettiğim ve karşılık bulduğum Doç. Dr. Serkan ÇAKMAK’a, her türlü teknik desteğini ve çalışmanın içeriğinde de çok değerli yardımlarını gördüğüm Arş. Gör. Bilal KOÇAK’a teşekkür ederim. Son olarak ismini anmadan geçemeyeceğim insanlar var. Zor zamanlarımda hep yanımda olan, sabırla desteğini gördüğüm kardeşim İsmail İSBİR’e, güleryüzü, neşesi ve enerjisiyle bana her zaman motivasyon kaynağı olan çok değerli dostum Yıldız KARAAĞAÇ’a, ismini buraya yazamadığım bütün arkadaşlarıma ve hepsinden önce her kararımda beni destekleyen ve arkamda duran canım aileme çok teşekkür ederim.