Sovyetler Birliği’nin dağılım süreciyle başlayan Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk devletlerinin geleceği, iç ve dış politikası, ekonomisi üzerindeki tartışmalar günümüzde dahi önemini korumaktadır. Çoğunluğunu Türk devletlerinin oluşturduğu Orta Asya ve Kafkasya bölgesinin gerek Çin’in Batı’ya açılan kapısı olması gerekse de Rusya ile coğrafi, tarihî ve kültürel bağlarından dolayı jeopolitik konumu büyük önem taşımaktadır. Buna coğrafi konum, yer altı ve yer üstü zenginlikleri, Güney Asya’daki çatışma ortamına yakınlık gibi faktörler de eklenince bölgenin jeopolitik değeri daha da artmaktadır. Son olarak, Kafkasya, Orta Doğu ve Kuzey Karadeniz’de ortaya çıkan çatışma alanları, Rusya ile Çin arasındaki sessiz rekabet, Orta Asya ve Kafkasya ülkelerinin iç politik dinamiklerinin de etkisiyle yükselişe geçen eksen değiştirme politikaları, dünya kamuoyunun ilgisini bu bölgeye çekmiştir. Bu durum da Orta Asya ve Kafkasya, yani Türk dünyasını daha iyi tanımamız gerektiği hususunu ortaya koymaktadır.
Erzurum Diplomasi Akademisi bünyesinde hazırlanan ve bir seri hâline getirilmesi amaçlanan bu kitapta, Orta Asya ve Kafkasya ile ilgili ekonomik, ticari, siyasi, tarihî ve kültürel konular ele alınmıştır. Bu çerçevede, söz konusu ülkelerin jeokültürel bağlamda siyasal rejimleri, siyasal süreçlerin etkilediği sosyoekonomik dinamikleri, tarihî bağların günümüz yaşantısını nasıl şekillendirdiği gibi önemli hususlar incelenmiştir. Bu doğrultuda okuyucu, tarihî ve kültürel bağlarımızın olduğu Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk devletlerinin giderek artan jeopolitik önemini kavrayacaktır. Bu tarz projeler sayesinde, özellikle Türk Devletleri Teşkilatının kuruluş süreciyle somutlaşan entegrasyon serüveninde, partnerler daha yakından tanınarak daha sağlam adımlar atılacak ve rasyonel politikalar üretilecektir.
Bu kitabın hazırlanmasında ve basılmasında katkı sağlayan Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ne, Erzurum Diplomasi Akademisinde gönüllü çalışan başta Kübra Özdemir ve Serdar Yavuz olmak üzere tüm arkadaşlarıma, danışmanlığını ve desteğini esirgemeyen Dr. Cihangir İşbilir’e ve elbette kitap bölümü yazarları kıymetli hocalarıma gönülden teşekkürlerimi sunarım. Türk dünyasının entegrasyon sürecine küçük bir katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize...