Öğretmen yetiştirme üzerine tartışmalar geçmişten günümüze süregelmiştir. Tartışmaların canlılığını korumasının altında yatan neden, öğretmenin sadece öğretici rolünün olmayıp dönüştürücü gücünün de olmasından kaynaklanmaktadır. Öğretmenin ülkenin ekonomisinden politikasına çok farklı bileşenlerle olan etkisi ve ilişkisi, öğretmenlerin gerek yetiştirildikleri kurumlara gerekse yetiştirme programlarına yönelik düzenlemeleri gerekli kılmıştır. Bu eser, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 2018 yılına kadar Türk eğitim sisteminde öğretmen yetiştirme sisteminin tarihî, sosyal ve felsefi temellerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Zengin bir mirasına sahip öğretmen yetiştirme sistemimizde modern anlamda açılan ilk öğretmen okulu 1848 yılında İstanbul’da açılan Darulmuallimindir. Zamanla Darulmuallimine ek olarak Darulmuallimatlar açılmış, Türkiye Cumhuriyeti bu öğretmen yetiştirme sistemini Osmanlı’dan devralmıştır. Cumhuriyet’in ilanı sonrası öğretmen yetiştiren kurumların tür ve kademelerinde çeşitlilik artmıştır. 1982 yılına kadar Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapılanan öğretmen okulları 1982 sonrası YÖK bünyesinde faaliyet göstermeye başlamıştır. Türk eğitim sisteminde öğretmen okulları sosyokültürel gelişmelerden etkilenmiştir. Ülkemizde öğretmen okullarını etkileyen sosyoekonomik gelişmeler; nüfus, ekonomi, sağlık, eğitim hareketleri ve siyasi gelişmelerdir. Sosyoekonomik koşulların öğretmen yetiştirme sistemine etkisi, öğretim programlarında, öğretmen okullarının teşkilat yapılarında, açılması planlanan öğretmen okullarının tür ve kademelerinin belirlenmesinde, hukuksal düzenlemelerde, öğretmen okullarının amaç ve işleyişinde kendini göstermiştir. Öğretmen yetiştirme sisteminin felsefi temelleri gerek felsefenin gerek eğitimin ilgi alanının insan olması ve öğretmenin insan yetiştirme görevi ile görevlendirmesiyle ilişkilidir. Türk eğitim sisteminde öğretmen yetiştirmede hem klasik eğitim felsefelerinin hem de fikir akımlarının etkisi göze çarpar. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık, Atatürkçülük, Türk-İslam sentezi ile küreselleşme ve neoliberal akımlar öğretmen yetiştirme sistemini etkileyen fikir akımlarındandır. Ayrıca Atatürk başta olmak üzere Ziya Gökalp, Mehmet Emin Erişirgil, Mustafa Necati, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, Halil Fikred Kanad, İsmail Hakkı Tonguç, Hasan Ali Yücel ve Nurettin Topçu fikirleriyle Türk eğitim sisteminde öğretmen yetiş-iv tirmeye yön veren aydın ve bürokratlardandır. Öğretmen yetiştirmenin millî esaslar üzerine bina edilmesi, öğretmenlik mesleğinde idealistlik, toplumsal değişimin mimarı öğretmen anlayışı, üretken ve toplumsal meselelere duyarlı öğretmen yetiştirme düşüncesi, öğretmen niteliklerinde girişimcilik becerisinin geliştirilmesi, aydın ve bürokratların öğretmen yetiştirme sistemine etkilerinden bazılarıdır. Ayrıca bu düşünürler; öğretmen yetiştirmenin amaçlarının belirlenmesinde, öğretmen yetiştirme sistemimizdeki mevzuat düzenlenmelerinde, öğretmen yetiştiren okulların eğitim-öğretim faaliyetlerinin şekillenmesinde ve öğretmen yetiştiren kurumlardaki öğretim programlarının hazırlanmasında etkide bulunmuşlardır. Öğretmen yetiştirme sistemi açısından Cumhuriyet’in ilanı sonrası gelişmeler üç dönemde ele alınabilir: Bu dönemler; 1923-1950 yılları arasını kapsayan ilk dönem, 1950-1980 yılları arasını kapsayan ikinci dönem ve 1980 sonrasını kapsayan üçüncü dönemdir. Cumhuriyet’in ilanı sonrası Türk öğretmen yetiştirme sisteminde pragmatist, iş pedagojisine dayalı ve pozitivist felsefeler etkili iken Demokrat Parti Dönemi’yle başlayan ve 1980’lere kadar süren dönemde sezgici, muhafazakâr ve Türk-İslam sentezine dayalı akımlar etkili olmuştur. 1980 sonrasında ise ülke yönetiminde izlenen neoliberal politikalara paralel, endüstri devrimlerinin etkileri, uluslararası alanda yaşanan gelişmelerin de etkisiyle Türk öğretmen yetiştirme sisteminde küreselleşme ve liberal politikaların etkili olduğu görülür. Genel olarak Türk öğretmen yetiştirme sisteminin sekülerlik ile muhafazakârlık tartışmaları ışığında kendine yön çizdiği söylenebilir. Bu çalışmada desteğini benden esirgemeyen Prof. Dr. Hasan Haluk Erdem’e, Prof. Dr. Rıfat Miser’e, Prof. Dr. Beyhan Zabun’a, Prof. Dr. Mehmet Ali Dombaycı’ya, Doç. Dr. Raşit Çelik’e ve Doç. Dr. Zafer Yılmaz’a teşekkür etmeyi bir borç bilirim.