Kadın konusu doğrudan insanın varlık konusudur. Evrenseldir, ama aynı zamanda yerel ve günceldir. Evrensel yönü ile de dinler ve soysal bilimler, muhatabıdır. Güncel alanda, politikacılar başta olmak üzere ideologlar, sivil toplum kuruluşları, medyanın sözcülüğünde saflarını belirleyip yerlerini alırlar. Bu kesim için kadın kesinlikle bir araçtır, bulundukları konum ve meşrebine göre bu aracı acımasızca kullanırlar. Diğer ülkeler - uzun zamandır bizim için tek paradigma olan batı dünyasını kastediyorum- kendi tarih ve sosyolojik gelişimi içinde, kadın konusunda gerçekçi olmayan davranışlar sergilerler. Âdeta bizden buraya kadar gerisi ‘insan hakları mevzuu’ diyerek kadın konusunu noktalarlar. Aslında isteseler de bu konuda yapacakları pek bir şey yoktur, çünkü felsefî olarak temelde kadını asla insan saymamış bir öğretinin toplumudur batı. Bunun nedenleri, kendi bölümünde anlatıldı. Bizde ise; kadın konusundaki model düşünce, batının bu konuda medeniyet adına bütün dünyaya dayattığı öğretisidir. Bu öğretinin temel dayanağı yoktur. Çünkü; “her şeye rağmen kadını da insan saymak lazım” tavrı ile, konu geçiştirilmiştir. Buradan hareketle medya amigoları ve sözde kadın savunucularının en fazla yaptıkları iş kadının cinselliğini vurgulamak, hatta bunu daha da ileri götürüp ekonomi alanına taşıyarak pazarlamaktır.Bir diğer kesim ise kendilerini “daha farklı Müslümanlar” olarak tanımlayan özellikle “Müslüman” sözünü kendilerine özne yapıp siyasi ve ideolojik anlamlar yükleyen, böylece genel ve sıradan halk Müslümanlığından ayrı duran gruptur. İşte bu kesim de kadın konusunda tıpkı batının modelini benimseyenler gibi Ortadoğu’dan örf ve âdet ithal etmekle meşguldürler. Suudîlerin Vahhabî katılıklarından, bilmem hangi Afrika kabilesi kadınlarının hörgüçlü baş bağlama tarzına kadar ithal edilir. Ne yazık ki bu farklı örf ve gelenekleri de, din ya da Müslümanlık diye Türk halkına dayatırlar. 10• Türk Kadın Tarihi’ne Giriş Gerçek Müslüman Türk halkı ise (Alevi’si ve Sünnî’si ile) bu olup bitene hiçbir anlam vermeden şaşkın bir vaziyette izlerler. Ülkemizde Kadın konulu bakanlık, genel müdürlük, onlarca sivil kuruluş ve dernek olmasına rağmen, Türk kadın tarihi konusunda sözü edilecek bir çalışmaya rastlamadık. Meşhur bir söylem vardır “Bir kitap okudum hayatım değişti.” denir ya, ben de bir belgesel izledim (Amazonların mensubiyetlerinin keşfi ile ilgili olan bu belgesel konusunu I. Bölüm’de anlattım). Türk kadın tarihi konusunda ufkum açıldı. Evrensel anlamda bildiğimiz tarih bilimi insanın, kadın-erkek ayırımını tek taraflı yapar. Yani tarih bilimi sadece erkekleri tarihin objesi yapar, kadınlar bu bilime göre neredeyse yok sayılırlar. Veya, resimdeki erkek varlığını daha belirgin kılmak için, arka plana atılan bir iki fırça darbesinden ibarettir kadın.‘ Türk kadın tarihi’ için de, durum aynıdır. Çünkü kadın sosyal hayatın bütün alanlarından sürgün edilmiştir. Destanlar, mitolojiler ve menakıp’ların tarih olarak sonu, bu kırılma noktasının ve sistematik tarih yazımının başlangıcıdır. Dönem olarak ise, aşağı yukarı Anadolu Selçuklularında son, Osmanlılarda ilk asırlara rastlar. Bütün bunlara rağmen, kadın tarihini tesbit için, elimizde önemli bir kaynak vardır. Bu kaynak, kadının kimliğini bize bir fotoğraf netliği ile sunan mitoloji ve destanlardır. Gerçekten de İnsanın mensup olduğu millete göre, tarihî ve gerçek kimliği, millî mitoloji ve destanlarında kayıtlıdır. Bu çalışmayı yaparken kendisinden zevkle yararlandığımız Prof. Dr. Fuzuli Bayat’ın ifadesiyle söyleyelim: “Dünya bir sebepler ve sorular dünyasıdır. Türk Mitolojisi bu sebepler ve sorular dünyasını Kozmik düzeyde algılar ve ifade eder.”Destan ve mit’ler açısından sanırım dünyanın önde gelen milletlerindeniz. Bu konuda inanılmaz zenginlikte bir kaynağa sahip olduğumuz kesindir. Destanların kılavuzluğu ile çalışmayı sürdürürken, ayrıca yüzlerce yazılı kaynağa da başvurduk. Bu çalışmayı kaleme alırken farklı bir kronoloji izledik; Grek Latin söylencesine uyarak Amazonları kadın tarihinin başlangıcı olarak ele aldık. Bu kronolojide Amazonların başlangıcı için bir tarih veremiyorduk, ama bitişleri yani Grek-Latin söylencesine göre Amazonların tarih sahnesinden çekilişleri MÖ. 1000 yıllarına rast-Türk Kadın Tarihi’ne Giriş • 11lar. Demek ki zamanımızdan 3000 yıl önce Amazonlar tarih sahnesinden çekilmişlerdir.Türk-Turan söylencelerine göre ise Amazonların ya da bu söylencelerde verilen isimlerle ‘Alp kızların-Savaşçı kadınların-Turan soylu kadınların’ varlıklarını ‘Baciyân-ı Rûm’a kadar sürdürdüklerini tarihî belgelerle teyit edebilmekteyiz. Çalışmayı kaleme alırken, mitoloji ile başlayıp yazılı tarihler, belgelerden de istifade ettik. Gerek dipnotlarda, gerekse kitabın sonuna eklediğimiz bibliyografyada, faydalandığımız kaynakları sıraladık. Bu araştırmanın mükemmel bir ‘kadın tarihi’ olduğunu söylemek mümkün değil. Burada bizim yaptığımız kadın tarihinin (özellikle Türk kadın tarihi) sadece kaynaklarını ve bunlara dayanarak ana çizgilerini tesbittir. Ayrıca, Türk kadınının sosyo-genetik yapısı ile ilgi önemli bilgileri de işaret etme imkânımız oldu. Sanırım bundan sonra gelecek ‘kadın tarihi araştırıcıları’ sözünü ettiğimiz ‘Türk kadınının sosyo-genetik yapısı’ ile ilgili mitolojik bilgileri görmezlikten gelemezler.Bu çalışmayı sürdürürken kadîm zamanlarda varlık gösteren; devlet, millet ve toplulukları da dikkatle ‘kadın tarihi açısından’ izledik. Konunun dramatik ve sosyal boyutunu vurgulamak için “İslâmiyet ve Kadın” bölümü ile “Batılı Kadının Tarihi ve Talihsizliği” bölümlerini özenle işledik.Umarız bu araştırmamızla Türk kadın tarihine katkımız olmuştur.