Sonsuzluk kadar büyük görünen semanın altındaki bütün doğanın; ormanın, dağın, gölün, kayanın vs. ritüel gösteri veya ibadet yeri olduğunu kabul eden şamanlık, dünyada bilinen bütün dinî ve felsefî sistemlerden etkilendiği gibi, onlar üzerinde de tesirleri görülen tek inanç sistemidir. Şamanlık inancına göre, ilk olarak kadın şamanlar vardı. Şamanların kamlık yaptıkları yerler dünyaların kesiştiği, ruhların buluştuğu yer olarak kabul edilen bölgelerdir. Günümüzde de faal olan şamanlık bugün dahi ne olduğu, nice olduğu tam olarak bilinmeyen bir fenomenolojidir. Klasik şamanlık inancına göre seçilmiş olan kadın şamanlar ruhlarla çevrelenmiş dünyamızda bizleri koruyan, gözeten ve ötekilerin mesajlarını bizlere ileten kişilerdir. Rüzgârla, dağla, ağaçlarla konuşabilen içi ve dışı ruhlarla dolu bir varlık olan kadın şaman, en eski şamanlık müessesesi olma özelliğiyle seçilir. Ancak zamanla bazı bölgelerde kadın şamanlar eski konumlarını kaybetmişler, ikinci dereceden güce sahip şamanlar olarak yeniden yapılanmışlardır. Bazı mitolojik anlatılar da kadınların ikinci plana gerilemesinin çok erken dönemde başladığını gösterir. Buna rağmen Güney Amerika ve Sibirya halklarının mitolojik anlatılarında ilk ritüelleri erkeklerin değil, kadınların maske takarak yaptıkları, ruhları yönlendirdikleri söylenir. Kadın tanrıçalar da eski dünyada en etkili tapınma kültü olmuştur. Hatta bazı mitlere göre (Şili halkları miti), kadın hükümranlığına karşı başkaldıran erkekler bütün kadınları öldürmüşler. Bütün bunlar şamanlığın ortaya çıkmasında kadınların rolünü göster mek bakımından önem arz etse de konuyu tam olarak aydınlatmaktan uzaktır. Nitekim, hiçbir mitolojik anlatı tam olarak anaerkil dönemi ve bu dönemin ilk erkek ecdatlar tarafından sona erdirilmesini anlatmaz. Dünyayı algılamada ve anlamlandırmada bugün şamanlık büyük rol üstlenmiştir. Neo-şamanlığın veya post-şamanlığın yaygınlık kazandığı bugünlerde (M. Harner’in çalışmalarından sonra) insanlar ruhanî bir dünyayla temas kurmaya, kaybolan manevî değerleri inşa etmeye çalışırlar. Aslında gerçek âlemle diğer görünen ve görünmeyen dünyalar arasındaki sınır ve fark, insanın şuurunda mevcuttur. Şamanın aracılığı olmadan bunun farkına varmak, diğer dünyalarla ilişki kurabilmek, yaşamın anlamına derinlemesine dalmak neredeyse mümkün gibi gözükmez. Geleneksel şamanlık bu bağlamda insana güç vermekle, onu önce kendini, sonra da dünyaları tanımaya yönlendirir.