Bu çalışma, “Berlin Devlet Kütüphanesi’nde Bulunan Kayıtsız Türkçe Yazmaların Tespiti”1 adlı proje sayesinde vücut bulmuştur. Bir yandan proje çalışmaları devam ederken öte yandan tespit edilen mühim eserler peyderpey ilim âleminin dikkatine sunulmuş; söz konusu süreçte daha önce Bitlisli Şükrî Dîvânı2 ile Hamdullah Hamdî’nin Leylâ vü Mecnûn3 mesnevisi neşredilmiştir. Elinizdeki eser, bu safahatın son halkasıdır. Bundan sonra ise 15. asır şairi Feyzî’nin II. Bayezid’e sunmak üzere kaleme aldığı Kût-ı Rûhî isimli mevlidi ve 16. asrın renkli simalarından Âşık Çelebi’nin bilinmeyen bir risalesi, bu satırların yazarlarının ortak çalışması ile ilim âleminin istifadesine sunulacaktır. Rıza Nur’un Türk Şiirbiligi Tiretesi adını verdiği bu çalışması, haddizatında kayıp bir eserdir. Yukarıda zikredilen proje kapsamındaki çalışmalar esnasında bulunmuş ve 2020’de neşredilen “Berlin Devlet Kütüphanesi’nde Bulunan Kataloglanmamış Türkçe Yazmalar Üzerine Tespitler” adlı makale ile varlığı ilk defa ilim âlemine duyurulmuştur.4 Berlin Devlet Kütüphanesi, Şarkiyat Bölümü Ms. or. oct. 3639 numarada kayıtlı olan eser rikahatla yazılmıştır ve iki ciltten müteşekkildir. Yazmanın ilk cildi 2-980 numaralı sayfaları (2a-491b); ikinci cildi ise 981-1852 (2a-437a) arasını kapsamaktadır. Sayfa sayıları yazma, kütüphaneye ulaşmadan önce verilmiştir. Kütüphanede de ayrıca varak numaraları ilave edilmiştir. Sayfa 691 ile sayfa 740’ta numaralandırma hatası yapılmıştır. Nüsha iki ayrı müstensih tarafından kopya edilmiş, Rıza Nur tarafından gözden geçirilerek gerekli ilave ve tashihler yapılmıştır. Bibliyografya mahiyetindeki kitapbilig bölümü de yazarın el yazısıyladır. Yukarıda bahsi geçen makalede belirtildiği gibi Rıza Nur’un Türk Şiirbiligi Tiretesi adını verdiği bu kitap, kendi ifadesine göre en mühim eseridir. Rıza Nur, Berlin’de aynı koleksiyonda Ms. or. quart. 2005 numarada kayıtlı yazmada telifatı hakkında malumat verirken Türk Şiirbiligi Tiretesi için şunları söylemektedir:
Bu eser en mühim eserimdir. Müsveddede 1181 sahifedir. Bu esere de Mısır’da Umumi Harp zamanında başladım. Kahire’de çatısını kurdum. Sonra fırsat düştükçe bu esere çalışırdım. Elime vesika, kitap geçtikçe saklardım. Nihayet 1926’da Paris’te bütün ömrümü, vaktimi bu eserle bundan evvelki esere verdim. Gece gündüz çalıştım. Bunu 1930’da bitirdim. Bu eserle Türk şiir ilmini yazdım. Bu ilim bizde yoktu. Avrupa’da da bu ilmimiz yapılmamıştır. Hiçbir numune yoktu. Düşündüm, tedvin ve tasnif ettim. Mevcut şiirlerden bir milyon kadar mısraı tetkik ve tahlil ederek şiir kaidelerini çıkardım. Bunlarla Türk’ün şiir ilmini vücuda getirdim. Bu ilmin adına da benim usulüm üzere “şiirbilig” koydum. Bu eser tamamıyla orijinal, eşsiz olup yeni görüşler, buluşlar, tahliller, terkipler, istimzaclar, icatlar, taksimler ve tasnifler ile doludur. Tamamıyla ilmî olup âlimler için yazılmıştır. Metotlarım tamamıyla modern metotlardır. Cetveller, grafikler tertip etmişimdir. Birçok yeni ıstılah koydum ve eski ıstılahları Türkçeleştirdim. Buradaki tanımlamaya bakarak Türk Şiirbiligi’nin, proje kapsamında bulunan nüsha hariç, 1181 sayfalık müsveddesinin mevcut olduğunu söyleyebiliriz. Yazar, muhtemelen istinsah edilen nüshayı Berlin’e gönderirken müsveddeyi yanında tutmuştur. Bu müsveddenin akıbeti bizce henüz meçhuldür. Ayrıca eserin tamamlanma tarihi hakkında şu hususları göz önünde bulundurmakta fayda görüyoruz: Rıza Nur, çalışmasının başında yer alan “Başlangıç” yazısını 1929’da Paris’te kaleme almış ve eserinin söz konusu tarihte tamamlandığını ilan etmiştir. Fakat yukarıdaki iktibasta 1930 tarihini söylemektedir. Eserin sonunda yer alan kitapbiligde ise 1932’de neşredilen çalışmalar da zikredilmiştir. Biz, eserin 1929’da bittiği, 1930’a kadar Rıza Nur’un bu eser üzerinde çalışmaya devam ettiği, çalışma istinsah edilirken ise kitapbilige bazı ilaveler yaptığı kanaatindeyiz. Nitekim Paris’te 16 Mart 1930’da yazdığı “Siyün Bige” şiirine de bu çalışmasında yer vermiştir. Yazar yukarıda alıntılanan cümlelerinden sonra eserin kapsamlı fihristini vermektedir. Çalışmanın ana başlıkları Nefis Sanatlar, Şiir ve Şair, Nasıl Şair Olunur, Türk Şiirinin Tarihçesi, Türk Şiirinin Taksimi, Türk Şairleri, Hecebilig (Tecvid), Vezin, Uyuk ve Kafiye, Şiir Şekli, Şiir Mevzuu, Şiir Adı, Ad-Şekil-Vezin-Mevzu ve Musiki Arasındaki Münasebet, Divan, Divançe, Mesnevi, Cönk, Mecmua-i Eş’âr, Şaheser, Türk Şiirinin Taksimi, Türk Şiirinde Sembolik Tabirler, Şiirde Sanat, Müsamaha, Şiirin Yazılması Usulü, Şiirin Okunması Usulü ile sonda yer alan kitapbiligden ibarettir. Rıza Nur sözlerinin devamında eser için şu ifadeleri kullanmaktadır:
İşte bu fihrist bu eserin mahiyetini ve ehemmiyetini göstermektedir. Bunların hepsi yeni ve cevherî bahislerdir. Kitapbilig dediğim kısmında 515 kitap vardır ki bu eseri vücuda getirmek için bu kadar eser okumuşumdur. Bu eser benim dimağımın en iyi mahsulüdür. Bahislerin çoğunu ben ihdas etmişimdir. Hiç yapılmamış cetveller, grafikler tertip ettim. Türk şiirini taksim ve tasnif ettim. Şiire ait her şeyi topladım. Eski şeyleri tasfiye ve tensik ettim. Modern bir ilim hâline koydum. Birçok tasnif ve taksimler yaptım. Bunlar hep yenidir. Bu eser yeni görüşler, yeni buluşlar, keşifler ve icatlarla doludur. Eski ıstılahları Türkçeleştirdiğim gibi henüz bizde ıstılahı olmayan yeniden birçok Türkçe ıstılah koydum. Aruz vezinlerini müteharrik ve sakin yerine kısa ve uzun hece diye tarif ettim. Frenkler gibi remizlerle ve düsturlar hâlinde yazdım. Bunları bütün görmek ve anlamak için eseri okumak lazımdır. Çalışmanın Fransızca adı Traité de la versification turque’tür. Rıza Nur, Türk Şiirbiligi Tire tesi’ni okul kitabı olmak üzere Ebrece Türk Şiirbiligi adıyla ihtisar etmiş ve bu muhtasarı Türk Şiirbiligi’nin sonuna yerleştirmiştir. Rıza Nur, muhtevayı haber veren Fransızca metni ikinci cildin arka kapağının iç tarafına yapıştırılan bir zarf içerisine yerleştirmiş ve bu iki ciltlik eseri bilabedel olarak İskenderiye’den posta yolu ile Berlin Devlet Kütüphanesi’ne göndermiştir. Her iki cilt, 3 Kasım 1934’te kütüphane sağlama defterine kaydedilmiştir. Rıza Nur’dan aynı tarihte gelen başka eser yoktur. Yazarın kütüphaneye gönderdiği diğer dört cildin üçü (Ms. or. quart 1933, Ms. or. quart 1935, Ms. or. quart 1934) 26 Eylül 1934’te, Ms. or. quart 2005 numaralı cilt ise 3 Nisan 1936’da koleksiyona dâhil edilmiştir. Bu bilgiler ışığında yazarın Berlin Devlet Kütüphanesi’ne posta yoluyla üç ayrı seferde eser gönderdiğini söylemek mümkündür. Barbara Flemming, elinizdeki eser hariç diğer ciltleri tespit etmiş ve ilim âlemine tanıtmış, Türk Şiirbiligi Tiretesi ise yukarıda bahsettiğimiz proje çalışmalarına kadar bilinmeden kalmıştır. Rıza Nur, Türkbilig Revüsü adıyla İskenderiye’de çıkardığı, kendi makalelerini, eserlerini, tercümelerini vb. ihtiva eden süreli yayında Türk Şiirbiligi’nde yer verdiği bazı önemli başlıkları kısmen de olsa Fransızca olarak neşretmiştir. Bu husustaki mukayeseler, elinizdeki neşirden sonra yapılabilecektir. Aslen Arap harfleriyle yazılan Türk Şiirbiligi bu satırların yazarları tarafından, günümüz imlâ ve telaffuz hususiyetleri gözetilerek Latin harflerine aktarılmıştır. Gerekli olduğu düşünülen yerlerde ayn harfi, kesme işaretiyle gösterilmiştir. Bazı yerlerde görülen, tamamen istinsahtan veya dikkatsizlikten kaynaklandığı anlaşılan basit hatalar, çeviriyazıya yansıtılmamış, ayrıca notlandırılmamıştır. Habil ile Kabil’in babalarının Nuh peygamber olduğu, Mozart’ın Fransız olduğu şeklindeki ifadeler bu kabil hatalar arasındadır. Bunların sayısı çok değildir. Rıza Nur’un şiir iktibasları haricinde Türkçeden yaptığı iktibaslarda dili sadeleştirdiği ve bazı kısımları –belirtmeksizin- almadığı görülmektedir. Buna rağmen söz konusu kısımlar iktibas mantığı ile verilmiştir. Yazarın, bazı eserlerden bahsederken istinsah kayıtlarındaki tarihleri esas aldığı görülmektedir. Bunlar da dâhil olmak üzere metindeki tarihler olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Özellikle tablolardaki sayılar olmak üzere pek çok yerdeki istatistiki veride hata olduğu anlaşılmaktaysa da bunları teyit etme imkanından yoksun olduğumuz için yazarın verdiği sayılar muhafaza edilmiştir. Günümüzdeki imlâ kaideleri göz önünde bulundurularak yazarın, “şiir” kelimesini “şiyir” şeklinde kullanma önerisinden sarfınazar edilmiştir. Ayrıca şiir yazılması usulünde önerdiği şekiller bu kitapta uygulanmamıştır. Kanaatimizce yazar, Latin şiirindeki ayakların değerlerini bazı yerlerde hatalı tevil etmiştir. Bu tevili, olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Keza hece ile yazılan şiirlerde gösterdiği sezürler, olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Kafiyeler için kullandığı Arap harfleri, ses olarak Latinize edilmiş; hemze için e karşılığı kullanılmış; tı, ayn ve kaf harfleri transkripsiyon işaretleri ile verilmiştir. Ayrı paragraflar, gerektiğinde usulüne uygun bir şekilde birleştirilmiş, ayrıca gerekli görülen yerlerde noktalama işaretlerine matuf tasarruflarda bulunulmuştur. Paragraflardaki bazı bilgiler, özellikle iktibaslar arasında kalan yorumlar dipnot olarak düzenlenmiştir. Rıza Nur tarafından çalışmaya ilave edilen hacimli bibliyografya, bugünün yaygın usullerinden birine göre revize edilmiş, yazara göre alfabetik olarak sıralanmış, mükerrer künyeler elenmiştir. Ayrıca eserde referans olarak verilen fakat Rıza Nur’un hazırladığı kitapbiligde yer almayan künyeler ilgili bölüme ilave edilmiştir. Dipnotlarda kısmen verilen künyeler bugünün akademik usullerine göre ikmal edilmiştir. Rıza Nur’un referans verme diği durumlarda ise ilave yapılmamış, verilen referansların sağlaması yapılmamıştır. Rıza Nur’un çalışmalarını sürdürdüğü dönem için geçerliliğini koruyan veya kendisi tarafından tespit edildiği hâlde bugünkü literatüre ve gelişmelere göre tashih edilmesi gerektiği anlaşılan hususlarla ilgili herhangi bir tedbir alınmamıştır. Elinizdeki eser, yazarın kaleminden çıktığı ve bizzat kendisi tarafından gözden geçirilip tashih edildiği hâliyle yayına hazırlanmıştır. Rıza Nur’un bu eseri pek çok tekrar barındırmaktadır. Tekrarlardan, hatalardan ve güncel olmayan bilgilerden arındırılacak bir edisyonun yapılması şüphesiz türünün ilk örneği olan bu eseri daha da kıymetli hâle getirecektir. Rıza Nur çalışmasında bazı tablo ve grafiklere de yer vermiştir. Tablo olmaya müsait bazı malumat ise bizim tarafımızdan tabloya dönüştürülmüştür. Metinde parantez içerisinde yer alan istifhamlar yazara aittir. Bizim tarafımızdan düşülen notların sonuna ise “Hazırlayanların Notu” manasında HN rumuzu eklenmiştir. Yazarın, sadece Türk şiirini ele alan bu çalışmasında manzum kısımlar ihtiva eden eserleri de değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Sinan Paşa’nın Tazarru’nâme adlı manzum-mensur eseri bunlardan biridir. Çalışmanın sonuna bizim tarafımızdan bir dizin ilave edilmiştir. Eser neşre hazırlanırken Türk Şiirbiligi adının Türk Şiirbiligi Tiretesi ile aynı anlamı karşılayacağına hükmedildiğinden kitabın adına Türk Şiirbiligi denmiştir. Eserle ilgili söylenebilecek en önemli hususlardan biri Rıza Nur’un verilerden hareket ederek somut ve ispatlanabilir kaideler belirleme gayretinde olduğudur. Nitekim yazar, “Başlangıç” adını verdiği bölümde “Nazari veya indî bir tasnif ve icada teşebbüs etmedim.” demektedir. Yazarın bir diğer önemli iddiası ise “Araplar arasında çadır çadır dolaşıp Arap veznini meydana çıkaran, tespit eden ve adını Arap aruzuna veren el-Halil nasıl yapmış ise” öyle Türk veznini yapmış olduğunu söylemesidir. Bu bilgiler, yazarın bu eseri yazmasının ardındaki motivasyonu izah eder niteliktedir. Türk Şiirbiligi Tiretesi, haddizatında daha büyük bir çalışmanın parçasıdır. Rıza Nur, Türk şiirini bir bütün olarak ele almak istemiş, başlangıç noktası olarak elinizdeki bu eseri tasarlamış, bu eserle eşzamanlı olarak Türk Şiirinin Evolusyonu, Tarihi ve Analitik (Tahlilî) Tedkiki adlı çalışmasını da kaleme almıştır. Bugün bir nüshası Bibliothèque nationale de France’ta bulunan eser, Türk Şiirbiligi Tiretesi’nin mütemmimidir. Rıza Nur bu çalışması için şöyle söylemektedir: Mühim eserlerimdendir. Müsveddede 1783 sahifedir. Türk şiirinin tarihidir. Şairlerin şiirlerini, şiirlerinin şiir ilmi noktasından tahlilini, şairlerin tercüme-i hâllerini havidir. 1916 tarihinde Kahire’de başlamıştım. Uzun zamanımı yedi. 1929’da Paris’te ikmal ettim. Bu eserde 212 şairin 33.686 parça şiirinde 938.192 mısra, bunların şiir şekli, vezin, kafiye, imale, lafz sanatı, tenafür vb. ahvali şiir ilmi noktasından tetkik ve tahlil edilmiştir. Yine bu eser için ne kadar aruz üzerine Türkçe eser varsa gördüğüm gibi Arap, Acem, Latin, Fransız şiirbiliglerini dahi tetkik ettim. Bu suretle bu eseri vücuda getirdim. Böyle bir eser henüz bizde yazılmadığı gibi Fransız şiiri için dahi yapılmamıştır. Eser dört fasıldır: anonimler, saz şairleri, tekke şairleri, klasikler. Kaşgar’dan Cezayir’e kadar Şark’ta ve Garp’ta, Kazan’dan Mısır’a ve Hint’e kadar Şimal’de ve Cenup’ta, halkta ve münevverlerde olan şiirlerin bizde ve Avrupa’da neşr olunmuş ve benim topladığım halk şiirleriyle basma ve yazma klasikler divan ve mesnevileri tetkik edilmiştir. Münderecat: Başlangıç. Girim (Türk şiirinin muhtelif taksimleri, Türk şairlerinin sayısı, adları). Bundan sonra metin gelir ve Orhun Yazıları şiirinden Oğuznâme şiirinden, Kutadgubilig şiirlerinden başlayıp Rusya’da, İran’da, Çin Türkistanı’nda, Anadolu, Rumeli, Cezayir vb. eski ve yeni Türk yurtlarındaki Türk şiirleri tetkik edilmiştir. Nihayet Çağatay, Azeri ve Türkiye klasiklerinden günümüze kadar olan şairler mütalaa olunmuştur. Netice itibarıyla Türk Şiirbiligi adlı hacimli eser, müellifinin 15 senesini, bu satırların yazarlarının ise 1,5 sene boyunca müşterek ve yoğun mesaisini almış ve nihayet gün ışığına çıkmıştır. Bu yayının yeni çalışmalara kapı aralaması ve alanında yol gösterici olması memuldür. Rıza Nur’un emeğinin mahsulü olan bu çalışmanın yıllar sonra ilim âlemiyle ve okuyucuyla buluşması ise memnuniyetimizi muciptir. Adı geçen proje kapsamında hayat bulan her eserde, daha önceki çalışmalarda olduğu gibi, Berlin Devlet Kütüphanesi, Şarkiyat Bölümü görevlilerinin katkısı büyüktür: Bölüm Müdürü Christoph Rauch’a, Melitta Multani’ye, Nicolé Fürtig’e, Berhanu Baysa’ya ve özellikle Türkçe Yazmalar sorumlusu Dr. Thoralf Hanstein’a müteşekkiriz. Ayrıca eserin tespit edilmesinin ardından Berlin’de ilk değerlendirmeyi yapan ve eserin dijital görüntülerini alan Ahmet Emin Saraç’a, bazı kaynaklara ulaşmamızda yardımlarını esirgemeyen PD. Dr. Harald Bichlmeier’a, bazı şiirleri okumadaki desteklerinden dolayı Dr. Kishimjan Eshenkulova’ya, bu çalışmanın yayına hazırlık safahatını yakından takip eden ve neşredilmesini sağlayan İhsan Ayal’a, kitabın editörlük vazifesini üstlenen Göktürk Ömer Çakır’a ve Ötüken Neşriyat Genel Müdürü Ertuğrul Alpay’a teşekkür ederiz. Son olarak tüm çalışmalarımızda desteklerini gördüğümüz aile efradımıza içten teşekkür ederiz.