Tıpkı insanlar gibi, düşünceler de içerisinde bulunduklarıçağ tarafından şekillendirilirler. Nasıl ki Hobbes’un “benve korku ikiz kardeşiz” demesine neden olan toplumsal ve politik bir gerçeklik varsa ve bu, onun kişiliğini, hayata bakış açısını, düşüncesini ve yazınsal ürünlerini biçimlendirmişse, benzerşekilde tarihsel mirasa ilave olarak hali hazırdaki problemler,gerilimler, ilişkiler, zorunluluklar vb. de bir çağın, bir coğrafyanın fikir dünyasını şekillendirmektedir. Hatta bu açıdanbakıldığında sosyal bilimlerdeki yansızlık iddiasının bile belliölçülerde bir yanılsama olduğu söylenebilir. Bununla birliktetoplumdan topluma ve kültürden kültüre değişse de, zamanınakışı içerisinde toplumların kaderine eşlik eden bazı kavramlar, tartışmalar ve sorunlar değişmeden ya da az-çok değişerek varlığını sürdürmektedir. Türkler açısından bu değişmezlikyasasına tabi kavramlardan birisi devlet kavramıdır. Tarihselseyir içerisinde Türklerin kendi devletlerine ilişkin algılarınışekillendiren ve dönemlere göre değişen çok sayıda gelişme yaşanmıştır. Son yüz ya da iki yüz yıldaki modernleşme serüvenive modernleşmenin getirmiş olduğu pratikler ve tartışmalar,politik kavramlara -bu arada devlet kavramına ve devlete ilişkin düşünüşe- en çok etki eden gelişmelerden birisi olmuştur. Bu sürecin, özellikle ikinci yarısında, modernleşmeyle birliktetoplumsal-politik yaşamda neşvünema bulmaya başlayan yenifikir hareketleri, diğer modern kavram ve kurumlarla birliktetoplumsal ve politik tartışmalara yön vermeye başlamıştır.Bir geçmiş, bugün ve gelecek tasavvuru ve iddiasını ortayakoyan bu fikir hareketleri yani ideolojiler, gerek temel kabulve retleri açısından gerekse de birey, toplum, gelecek tasavvuruve değişim gibi kavramlara yaklaşımları açısından doğaları gereği farklılaşmışlardır. Bununla birlikte aynı toprakta filizlenmeleri bakımından, ortak toplumsal-politik kültürün benzerözelliklerini ve niteliklerini eşit oranda olmasa da bünyelerindebarındırmaktadırlar. Bu açıdan bakıldığında bir kültürel kodve davranış biçimi olarak, ortak ya da benzer bir zeminde elealınan veya yakın telakkilerle değerlendirilen en dikkat çekicikavram ve kurumun devlet olduğu rahatlıkla söylenebilir. Türksiyasal düşüncesinde devlet ve onunla ilgili kavramlar, en eskimetinlerden günümüze kadar ilgili yazının en yoğun ilgisiniüzerinde toplamıştır. Uzunca bir tarihsel dönemde devlet telakkisi; göçler, savaşlar, yeni dinlerin kabulü, farklı medeniyetve kültürlerle kurulan ilişkiler gibi farklı gelişmelerin de etkisiyle çeşitlenerek bugüne kadar ulaşmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet döneminde siyasal düşünceye rengini veren ideolojilerin bu tarihsel mirastan etkilenmemeleri düşünülemez. Bununötesinde söz konusu devlet telakkisi, birer modern olgu olarak ideolojilerin kendi doğalarından kaynaklanan açıklama veyorumlarca da şekillenmiştir. Politik modernleşmeyle birliktesiyasetin, artık tek boyutlu bir düzlem üzerinde değil, çok boyutlu bir farklılıklar alanı üzerinden yapılan bir faaliyet olarakanlaşılması, siyaset ve ona ilişkin kavramların (devlet, iktidar,toplumsal dönüşüm, adalet gibi) da yoğun ve çetin bir rekabetin konusu haline gelmesine neden olmuştur.Tam da bu noktada, yani bahse konu siyasal rekabet içerisinde, temel ilkeleri, kavramları, kabul ve retleri açısındanfarklılaşan Cumhuriyet dönemi siyasal ideolojilerinin, aynı politik kültürel iklimi paylaşmalarından ötürü pratikte vekısmen teoride benzeştikleri söylenebilir. Başka bir anlatımla güçlü bir devlet algısının varlığı, kendisini farklı fikri tasavvurlar içerisinde de olsa devam ettirmiştir. Temel olarakKemalizm, milliyetçilik, İslamcılık ve sosyalizm şeklinde kategorize edilebilecek olan Cumhuriyet dönemi Türk siyasaldüşüncesindeki ideolojiler, farklılıkları açık olmakla birliktedevlet algısı noktasında çok büyük oranda da benzeşmektedirler. Bu tarihsel süreklilik içerisindeki aynılık, birey-toplum, birey-devlet ve toplum-devlet ilişkilerinin daha sağlıklıve demokratik bir düzlemde tesis edilebilmesini engellediğigibi, var olan kimi sorunların da derinleşmesi yönünde etkietmektedir. Bu nedenle söz konusu durumu bütün açıklığıylaortaya koyabilmek son derece büyük bir önem taşımaktadır.Bu çalışma temel olarak üç bölümden oluşan doktora tezimin yalnızca üçüncü bölümünün gözden geçirilmiş ve revize edilmiş halidir. Çalışmanın, yöntem açısından hem betimsel bir nitelik taşıdığını hem de betimlenen bu malzemenin/manzaranın belirli oranda bir tahlilini/analizini içerdiğinisöylemek mümkündür. Beş bölümden oluşan çalışmanın ilkbölümünde, hem söz konusu ideolojilerin teorik repertuarlarına ve pratik yaklaşımlarına doğrudan etki eden hem debu ideolojilerin teorik ve pratik tutumlarınca etkilenen-şekillendirilen yeni siyasal sistemin, yani Cumhuriyet’in kurumsalve kavramsal inşa süreci incelenmiştir. Sonraki dört bölümdeise, Giriş kısmında daha ayrıntılı bir şekilde belirtilen tematik kavramlar çerçevesinde bahse konu dört ideolojinin, buideolojilerle özdeşleşmiş düşünce adamlarının metinlerininincelenmesi suretiyle kritiği yapılmaya çalışılmıştır. Bu noktada çalışmanın, ilgili bütün metinleri tüketme iddiasındaolmadığını; değerlendirmelerinin tartışmaya açık olduğunuve yeni yeni değerlendirmeleri beraberinde getirme istekliliğiiçerisinde olduğunu da belirtmek gerekir.Çalışmanın ortaya çıkmasını mümkün kılan birikimdepek çok kişinin ve kurumun katkısı söz konusudur. Akademik hayatımın daha ilk yıllarında tanıştığım, azmi, dinamizmi ve çalışmaya zorlayıcı iyi niyetliliği ile bir yol açıcı olanProf. Dr. Adem Çaylak’a; gerek siyaset felsefesi ve siyaset teorisi üzerine bilgimin derinleşmesine ve gerekse de eleştirelve analiz edici bir düşünme biçimini içselleştirmeme dönükkatkılarıyla (bu arada teorik bir konuşmanın içerisine günlükesprilerin nasıl serpiştirilip, konunun nasıl daha eğlenceli halegetirilebileceği konusundaki tebessüm ettirici öğreticiliğini deunutmamak gerekir) Prof. Dr. Halis Çetin’e; doktora tez çalışmam esnasında, en daraldığım ve en çok sıkıştığım anlardabütün nezaketi, sevecenliği, şefkati ve ilgisiyle bana yaklaşan;neredeyse bir “tuğla” kalınlığındaki tezimi en küçük ayrıntısına kadar okuyarak uyarı, öneri ve yönlendirmelerde bulunmuşolan saygıdeğer hocam Prof. Dr. Şaban Sitembölükbaşı’na teşekkürü, ödenmesi mutluluk verici bir borç olarak görüyorum.Bu çerçevede her üç hocam için de dile getirebileceğim hiçbirsaygı ve sevgi ifadesinin aşırı olmadığının bilinmesi gerekir.Ayrıca kitabın basılmasında gösterdiği titiz çaba ve yardımdan dolayı Tamer Koparan’a ve yayın sürecindeki destekleriiçin de Serhat Buhari Baytekin’e teşekkür ediyorum.Gerek bu çalışmanın yazımı esnasında gerekse diğeri bütün akademik çalışmalarımda ve süreçlerde her türlü destekve teşvikini benden esirgemeyen, yorulduğum anlarda elimden tutan eşim ve babalarının ilgisinden mahrum kalan küçük kızlarım Zeynep Lamia ve Ayşe Melike’ye teşekkür veözürlerimi sunuyorum. Tüm yaşamım boyunca benim içinher türlü fedakârlığa katlanan sevgili anneme ve babama daayrıca şükranlarımı sunuyorum.Çalışmadaki bütün iyi noktalarda ve başarılarda adı geçenherkesin büyük katkısı vardır. Kusurlar ve eksikler şahsımdankaynaklanmıştır.