Türk Çiçek ve Ziraat Kültürü Üzerine Cevat Rüştü’den Bir Güldeste (İstanbul 2001) adlı çalışmamızın bir bölümü (sadece çiçeklerle ilgili olanlar), bazı yeni metinler de ilave edilerek Türk Çiçek Kültürü Üzerine Cevat Rüştü’den Bir Güldeste (İstanbul, 2015) adıyla Ötüken Neşriyat tarafından tekrar yayımlandı. Fakat ziraat kültürü ile ilgili yazılar ayrı bir cilt olarak basılmak üzere dışarıda bırakılmıştı. Bu durum dikkate alınarak, yazarın ziraat kültürüyle ilgili kucaklar dolusu yazılarından birkaçı daha ilave edilerek elinizdeki Türklerde Ziraat Kültürü ortaya çıkarıldı Bu hâliyle kitabın hedef kitlesiyle daha çabuk buluşacağı kanaatindeyiz. Metin neşri konusundaki ölçülerimiz, yukarıda bahsedilen kitaptaki ölçülerle aynıdır.
Muhakkak ki bir kitabın sunuluş biçimini, hedef kitle seçimi belirler. Gereksiz ilaç kullanımının zararlarını kendi aralarında tartışan hekimler, aynı bilgileri tıp eğitimi almamış kimselere aktarırken farklı bir yönteme başvurmak zorundadırlar. Cevat Rüştü’nün yazdıkları arasında ancak botanikçilerin ilgileneceği hususlar var; ancak ziraatçıların zihninde yer alabilecek bilgiler var. Bazı yazıları, klasik edebiyatımız üzerinde ihtisas gerektirecek derecede bir gayretin bereketli ve tadına doyulmaz meyveleri... Çevre mühendisliğinden yazma kitap merakına, siyasetten bilim tarihine varıncaya kadar, daha pek çok konu Cevat Rüştü’nün kaleminden nasiplenmiştir. Öyle ise bütün bu yazıların okuyucu kitlesi, homojen değildir/olamaz. Ancak, bu okuyucu kitlesinin ortak bir özelliğinden rahatlıkla bahsedebiliriz: Kültür seviyesi itibarıyla vasatın (ortalamanın) üstünde olmak. Diğer bir özellik tabiî ki ziraat kültürü ve zevkinin yönlendirdiği araştırıcı ruh... İşte size okuyucu profili yani hedef kitle... Bundan dolayı: 1. Metinlerin diline dokunulmadı. “Dili sadeleştirdik ama üslûbu aynen muhafaza ettik” diyenleri anlamıyor, onların üslûptaki ana dokuyu anlamadıklarını sanıyorum. Böylesi bir iddiayı ciddiye almadığımız ve hedef kitlemizin, bu metinleri yazarın kendi ifade biçimiyle görmek isteyeceğini düşündüğümüz için, dille oynamayı lüzumsuz saydık.
2. Yeniden yayımlama mantığı, metni bilgi bakımından güncelleştirmeyi gerektirir. Biz de izahına lüzum gördüğümüz bazı şeyleri dipnotlar halinde kaydettik. Ancak metnin orijinalinde Cevat Rüştü de dipnotlar kullanmıştı. Farkı belirtmek için ilavemiz olan notlardan sonra, adımızın baş harflerinden oluşan “[NHP]” rumuzunu koyduk.
3. Bazen dipnotta izahı daha uzun sürecek -muhtemelen dizgi yanlışı olan- metin aksaklıklarıyla karşılaştık; küçücük tamirini de hemen metin üzerinde, “[]” içinde yaptık. Bu işlemin izah gerektirdiği durumlarda dipnota başvurduk.
4. Eklediğimiz dipnotların çoğu, metinlerde adı geçen şahıslarla ilgilidir. Fakat bazı isimler hakkında, okuyucuya pusula olabilecek ölçüde bilgi kaynağı bulamadık. Yeterince tanındığını düşündüğümüz bazı isimler (Fuzulî, Tevfik Fikret, Muallim Nâci, Sultan Abdülaziz vb.) hakkında bilgi aktarmayı da lüzumsuz gördük.
5. Bazı metinlerin doğrudan doğruya ziraî bilgi veren kısımları -bu kitabın amacı dışına taştığı için- çıkarıldı. Çünkü söz konusu bilgilere bugün zaten/herhâlde ihtiyaç yoktur.
6. Yazıların bölümlenmesinde kullanılan başlıklar kendi ifademizdir. Kendi içinde bir bütünlük arz eden yazıları aynı bölümde toplamaya gayret ettik. Fakat -bulunduğu başlık altındaki yerini yadırgamasa da- bazı yazıların, başka bir bölümle müşterek tarafı epeyce fazladır.
7. Bazı yazıların diğer bir yazıyı epeyce tekrar ettiği de açıkça görülmektedir. Bunlardan ayniyete varacak ölçüde ortak tarafları bulunanlardan biri (son yayım) seçilmiştir. Başlığı dışında herhangi bir tarafı değiştirilmeksizin tekrar basılanların ise ilk yayımı tercih edildi.
8. Yazıların bir kısmının farklılıkları; biraz malzemede, biraz da dilindedir. Cevat Rüştü’nün dil anlayışındaki değişimi göstermenin en sağlıklı yöntemi, bunları, aynı konudaki diğer yazılarını da vermekti. Asıl amacımız bu değil ama malzemeyi tam aksettirebilmenin yani Cevat Rüştü’nün emeğini zayi etmemenin başka bir yolu yoktu. Karşılaştırma (edisyon kritik) yöntemiyle yeni bir metin kurmak, yazıları kendi lezzetinde okunur olmaktan çıkarabilirdi. 9. Metinlerde geçen, çiçek-bahçe-ziraat kültürüyle ilgili isimleri ve diğer özel isimleri listelemek, bu metinlerin yeniden neşri kadar önemlidir. “Dizin” bu kanaatle oluşturuldu.
10. Türk Çiçek Kültürü Üzerine Cevat Rüştü’den Bir Güldeste’nin (Ötüken Yay., İstanbul, 2015) adıyla baş tarafına Cevat Rüştü’nün geniş bir biyografisi koyulmuştur. Bu itibarla aynı bilgilerin elinizdeki kitapta da tekrarlamasına lüzum görülmedi.
11. Cevat Rüştü’nün yazılarının yankısı ve daha iyi anlaşılması için üç adet de ilgili kısımlarda- ek yazı verildi.
12. Kitaptaki yazılar, bir seçmeler demetidir. Aynı konudaki bazı yazılarla yakın bilgiler etrafında şekillenen diğer metinler hacmi kabartacağı endişesiyle verilememiştir.
Daha önce basılan kitaplarımdaki bir dua cümlesini tekrarlamak, vicdanî borcumdur: Bu çalışma, geniş ölçüde, üç büyük kültür gönüllüsünün; Ali Emiri (1857-1924), Hakkı Tarık Us (1889-1956) ve Seyfettin Özge (1901-1981)’nin şahsî ve tamamen hasbî gayretlerle kurdukları kütüphanelerindeki yayınlarla ortaya çıkmıştır. Millî Kütüphane (Ankara) kurucusu Adnan Ötüken (1911-1972)’i ve bu kütüphaneye bağışta bulunan veya ellerindeki nadide koleksiyonları bu kuruma satanları da unutmuyorum. Ruhları rahmetle şad olsun...
Yeni metinlerin eklenmesinde yardımlarını esirgemeyen Ar. Gör. Hatice Yıldız ve Ar. Gör. Elif Büyükkaya’ya teşekkür ederim.
Çalışmamızdaki muhtemel pek çok noksan ve yanlışı gösterecek okuyucu dostlara teşekkürümü de şimdiden dile getiriyorum.