Dünyada artan enerji talepleri, krizleri de beraberinde getirmiştir. Günümüzde birçok Avrupa ülkeleri enerji krizlerine çözüm aramaktadır. Geçmişten günümüze en çok kullanılan enerji kaynakları; kömür, doğal gaz, petrol gibi yenilenebilir, sürdürülebilir ve temiz olmayan enerji kaynaklarıdır. Bu kaynakların yakın zamanda tükenebilecek olması ve dahası çevreye verdiği zararlar düşünüldüğünde, günümüz dünyası için artık uygun olmadığı görülmektedir. Bilindiği üzere 2015 yılında Paris İklim Zirvesi sonrasında 195 ülke Paris İklim Anlaşması’nı kabul etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri daha önce ayrıldığı bu anlaşmaya, 2021 yılının başlarında yeniden katılmıştır. Türkiye ise 2021 yılı Ekim ayında TBMM’de bu anlaşmayı onaylayarak resmî olarak katılmıştır. Bu anlaşma ile emisyon gazı salınımının azaltılması taahhüt altına alınmaktadır. Güneş, rüzgâr ve su gibi yenilenebilir enerji kaynakları hem sürdürülebilir hem de temiz enerji kaynaklarıdır. Bu kaynaklar aynı zamanda en ucuz enerji kaynaklarıdır. Avrupa, Asya ve Amerika gibi birçok kıtada bu kaynaklar kullanılarak enerji üretilmektedir. 2010 yılında toplam nihai enerji tüketiminin %8,7’si yenilebilir enerji kaynakları ile karşılanırken, 2019 yılında bu oran %11,2’ye yükselmiştir (REN Küresel Durum Raporu, 2021).Bu çalışma ile yenilebilir enerji kaynakları, finansman, pazarlama, yönetim ve organizasyon, lojistik ve tedarik zinciri, verimlilik, kuruluş yeri seçimi, modelleme, sigortacılık, kamu politikaları, depolama yöntemi, hukuk ve vergi, güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, çevre politikaları, enerji demokrasisi ve iktisat tarihi olmak üzere birçok farklı bakış açısı ile ele alınmıştır. Çalışma toplamda on altı bölümden oluşmaktadır. On altı bölümden oluşan bu kitap, yenilenebilir enerji alanında çalışma yapmak isteyen araştırmacılara yol gösterici olacaktır. Ayrıca, yenilenebilir enerjiye ilgi duyan tüm okuyucuların beğeneceği bir kitap olması temenni edilmiştir. Yenilenebilir Enerjiye Farklı Bakışlar isimli kitabın; Birinci bölümünde, dünyada ve Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitliliği, türlerine ve ülkelere göre üretim hacimleri, birincil enerji kaynak kullanımı ile karşılaştırmalı istatistiklerine yer verilmiştir. Daha sonra ise yenilenebilir enerji finansmanı ile ilgili olarak Dünya’da ve Türkiye’de uygulanan fiyatlandırma politikaları, devlet destekleri ve özel sektör eliyle sağlanan finansman olanaklarına yer verilmiştir. İkinci bölümünde, araştırmacı tarafından yapılan literatür taraması neticesinde yenilenebilir enerji arzının ve talebinin artırılabilmesi için üç farklı paydaş olan devletin, üreticilerin ve tüketicilerin etkilerinden bahsedilmiş ve her bir paydaş açısından yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi veya talebi yorumlanmıştır. Üçüncü bölümünde, yenilenebilir enerji şirketlerinde yönetim şekli ve organizasyon yapıları ele alınmıştır. Şirketlere bu konuda öneriler sunulmuştur. Dördüncü bölümünde, yenilenebilir enerji santrallerinde tedarik zinciri konusu ele alınmıştır. Enerji üretiminde tedarik zincirleri ağ tasarımında dikkat etmesi gereken hususlar aktarılmıştır. Beşinci bölümünde, yenilenebilir enerji kavramına kısaca değinilmiş, daha sonra enerji verimliliği konusunda teknolojilerin dönüşümü, enerji yönetimi ve yenilenebilir enerji-enerji verimliliği ile ilgili yazında yer alan çalışmalara değinilerek konu hakkında bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmıştır. Altıncı bölümünde, literatürde yer alan yenilenebilir enerji kaynaklarından güneş ve rüzgâr enerji santralleri için kuruluş yeri seçimlerinde ele alınan kriterler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yedinci bölümünde, ülkelerin enerji kapasitelerindeki değişimlere göre yenilenebilir enerji kaynaklarına verdikleri önem dereceleri karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma çok kriterli karar verme tekniklerinden ENTROPY yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bu yöntem ile ülkelerin yenilenebilir enerjiye verdikleri önem derecelendirilmiştir. Ayrıca benzer şekilde Türkiye’nin son yıllardaki yenilenebilir enerji kaynaklarındaki güç ve kapasite değişimleri kullanılarak hangi enerji türüne daha çok önem verdiği hesaplanmıştır. Sekizinci bölümünde, yenilenebilir enerji kaynaklarının santrallerine sağlanabilen sigorta güvencelerindeki risklerin değerlendirilmesi için hibrit bir model önerilmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sigortalanmasındaki riskler incelenmiş ve bu risklerin önem derecelerinin belirlenmesinde bulanık CRITIC yöntemi kullanılmıştır. Dokuzuncu bölümünde, çevresel kirliliğin azaltılması için önerilen yenilenebilir enerji kullanımı ile gelir eşitsizliği arasındaki ilişki 18 OECD ülkesi için 1990-2015dönemine ait veriler ile analiz edilmiştir. Ayrıca, yenilenebilir enerji ve gelir eşitsizliği ilişkisine değinilmiş, gelir eşitsizliği ve yenilenebilir enerji arasındaki kuramsal yapı ele alınmıştır. Onuncu bölümünde, yenilenebilir enerji çeşitliliğinde depolama sistemlerinin önemi ele alınmıştır. Bu konuda depolama sistemlerinden bahsedilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. On birinci bölümünde, yenilenebilir enerji kaynaklarının Türk Hukukunda gelişimi, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren idari kurumlar ve yenilenebilir enerji kaynakları hakkında yapılan temel düzenlemeler hakkında açıklamalar yapılmıştır. Daha sonra ise Türkiye’de yenilenebilir enerji piyasasına uygulanan vergisel teşvik türleri üzerinde durulmuştur. On ikinci bölümünde, yenilenebilir enerjinin, enerji sepeti içindeki yeri ve oranının artırılmasının ülkenin enerji güvenliğine yapacağı katkılar özetlenmiştir. Sonra yeni resmî hedefler ve son gelişmeler doğrultusunda güncellenecek hem de Türkiye’nin Paris Anlaşması uyarınca emisyon azaltım hedeflerine ulaşabilme yolunda yapabileceği katkılar somut ve güncel olarak incelenmiştir. Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecindeki politikaları kapsamında yenilenebilir enerjinin çok yönlü ve çok amaçlı katkı ve işlevleri son gelişmeler ışığında yakın geleceğe ışık tutabilecek şekilde irdelenmiştir. On üçüncü bölümünde, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji sektörlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi sonucunda karşılaşılabilecek tehlikeler ve oluşabilecek riskler göz önünde bulundurularak alınması gerekli tedbirler ile uygulanması gereken mevzuatlar açıklanmıştır. On dördüncü bölümünde, çevresel etkiler üzerinde durulmaktadır, yenilenebilir enerji rejimini biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması, sera gazı emisyonlarının ve kirliliğin azaltılması, enerji ve kaynak verimliliğinin artırılması gibi hedefleri olan çevresel sürdürülebilirlik bakış açısıyla ele alınmıştır. Bununla birlikte enerji özelinde çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması enerji, ekonomi ve çevre arasındaki bağlantıya odaklanan ve sürdürülebilir kalkınmanın temel uygulama araçlarından biri olan yeşil ekonominin yenilenebilir enerji kaynaklarına bakışı irdelenmiştir. On beşinci bölümünde, fosil enerji kaynaklarına dayalı fosil kapitalizmden yenilenebilir enerjiye geçişin kurumsal ve toplumsal temellerden yola çıkılarak, gücün farklı aktörlere dağıtılmasıyla mümkün olabileceğini ifade eden enerji demokrasisi tartışılmıştır. Kapitalizmde çevresel bozulmaya yol açan dinamikler kısaca ele alınmış ve enerji demokrasisinin önemi açıklanmıştır. Ayrıca fosil kapitalizmi, enerji demokrasisi kavramı, enerji demokrasisinin kapsamı, enerji demokrasisi ve yenilenebilir enerji ilişkisi, fosil kapitalizminden yenilenebilir enerjiye geçişte enerji demokrasisin yeterli olup olmadığı tartışılmıştır. Daha sonra yenilenebilir enerji politikalarının değerlendirilmesi yapılarak çalışma tamamlanmıştır. On altıncı bölümünde, yüzyıllar boyunca sömürülen ve aslında hâlâ sömürülmeye devam edilen Afrika’nın ekonomik anlamda dünyanın en güçlü bölgelerinden biri olabilecek potansiyele sahipken, eski ve yeni sömürgecilik kapsamında “enerjisinin” boşaltılarak nasıl fakirleştirildiğini temel noktalar itibarıyla ortaya koyulmuştur. Afrika ve “enerji” ilişkisine yönelik sadece genel bir çerçeve çizmiştir. Batı Afrika kıyıları ile Yeni Dünya arasında gerçekleştirilen Atlantik köle ticaretinin ortaya çıkışı ve bu köle ticaretinin önemli aktörleri olan Avrupalılar ele alınmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsızlıklarını kazanan Afrika ülkelerinin son dönemlerde özellikle yenilenebilir enerji üzerinden nasıl sömürüldüğü incelenmiştir. Coğrafi Keşifler ile İkinci Dünya Savaşı arasındaki dönemde açık bir şekilde sömürülen Afrika ülkelerinin yenilenebilir enerji kaynakları üzerinden kıtaya yönelik “ilginin” devam ettiğinden, böylece Afrika ülkeleri sömürülmeye devam ederken “yatırımcı” gibi görünen dönemin güçlü ülkelerinin kıta üzerinden nasıl zenginleştiklerinden bahsedilmiştir.