Y önetim, en eski sanat ve en yeni bilimlerden biridir. İnsanların ihtiyaçlarının evrenin her yanına yayılmış olmasından ve insanın bu ihtiyaçlarını gidermeye tek başına gücü yetmediğinden insanoğlu birlikte yaşamaya mahkûm olmuştur. Birinin üretiminin diğerinin muhtaçlığı olması, birlikte yaşama ve organize olma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Birlikte yaşamak; organize olma, üretme ve bölüşme aktivitelerini beraberinde getirmiştir. Bir arada yaşamak, yönetme ve yönetilme pozisyonlarını oluşturmuş; böylece insanlar yönetenler ve yönetilenler olarak ikiye bölünmüştür. Aslında gerçek iş, yönetilenlerin yaptıkları üretim ve aktivitelerdir. Bu aktivitelerin yerinde ve etkin yapılabilmesi; planlama, organize etme, yönlendirme, uyumlaştırma, kontrol etme işlemleriyle mümkündür. Daha çok zihinsel işler ve sorumluluk yüklenme merkezleri olarak ortaya çıkan yönetim kademeleri, insanlarda bir üstünlük duygusu oluşturduğundan olsa gerek, daha çok talep edilmektedir. Üreten olmaktansa yöneten olmak daha makbul bir meta olarak insanlarca kabul edilmektedir. Her insan, gözünü yöneten olmaya diktiği için sosyal, siyasal ve ekonomik mecralarda yöneticilik talepleri zirve yapmıştır. Hâlbuki kıt kaynaklara sahip olan dünyamızda yöneticilik kadroları çok sınırlıdır. Bu kadroları ele geçirmek adına; yarış ve kavganın başlamasıyla yönetim oyunları başlamıştır. Öncelikle her aday, bu kadrolar için yönetici olma talebini gösterir. Yönetici, seçildiği, atandığı veya zorla yöneticiliği ele geçirdiğinde ise sahip olduğu organizasyon ve sistem sahnesinde yöneticilik oyununu sergilemeye başlar. v Yöneticilik oyunu, riskli ve tehlikelidir. Sorumluluğu çok fazladır. Hem bilmeyi hem de ince bir sanatçılığı gerektirir. Örgütü, faaliyetleri, çevreyi ve insanları tanımak ve etkileyebilmek zor iştir. Fakat makamın cazibesi ve insanlara kattığı güç, bileni de bilmeyeni de becereni de beceremeyeni de kendine çeker. Böylece yönetimin bilim ve sanat olması anlamını yitirir. Bir güç elde etme aracına dönüşür. Bu güç, kendi varlığını diğerleri üzerinde gösterme ayrıcalığının gücüdür. Yönetimin güç aracı olması, yönetim oyununu daha da acımasız hâle getirir. Bütün zulümler bu oyunun bir aracı, bütün savaşlar bu oyunun bir sonucudur. Yönetim oyununu, insani bir erdem hâline getirmek, gerçek fonksiyonu olan birlikte üretmek ve adil paylaşmak, liyakatin ve estetiğin sanatına dönüştürmek mümkündür ve insanın elindedir. Yönetim oyunları yazılarımı, insanı anlama, vizyoner planlama, ehliyetli örgütleme, verimli ve etkili üretme ve adilane paylaşma çabasına bir katkı olması temennisiyle yazdım. Günebakış Gazetesindeki Yönetim Oyunları köşemde yazdığım yazılarım bu kitaba kaynaklık etmiştir. Yazılarımda yönetim kavramlarını, teorilerini, yaklaşımları ve uygulamalarını “Sözün uzunluğu kısalığındadır.” anlayışıyla ifade etmeye çalıştım. İçerisine, fıtratın dilini, duyguların derinliğini ve estetiğin zarafetini katmaya çalıştım. Yönetim Oyunları yazılarımın öncelikli muhatapları hâlen bu oyunu oynayan aktif yöneticilerdir. Aktif yöneticilere farklı bir gözle yaşadıkları dünyayı göstermek istedim. Yazılarımın, yönetici adaylarına, yönetim öğrencilerine ve ilgilenenlere bilgi ve hayat deneyimlerinden imbiklenmiş, yeni bir yönetsel bakış açısı kazandıracağını umut ediyorum. Ferasetli okuyucularıma safi bir süt gibi faydalı olması duasıyla…