Yurttaşlık, Klasik Grek siyasal kültürünün oluşumundan bu yana Batı siyasal düşüncesinin anahtar kavramlarından birisi olmuştur. Özellikle Fransız Devrimi sonrası bütün dünyanın gündemine gelen yurttaşlık, bireyi, toplumun yeterli ve yetenekli bir üyesi olarak tanımlama olanağı sunmaktadır. Genel olarak yurttaşlık hukuksal, siyasal, kültürel ve ekonomik bir dizi uygulama sonrası ortaya çıkacağı varsayılan bir statüdür. Bununla birlikte, özellikle on dokuzuncu yüzyıldan sonra dünyada yaşanan sorunlar, yurttaşlığın yeniden tanımlanmasına yol açmıştır. Bu çerçevede, devletlerin yaşadığı sorunların temelinde ve bu sorunların ortadan kaldırılmasında, yurttaşlığın önemine vurgu yapan belirlemelere başvurulmaktadır. Nitekim yurttaş, kamusal yaşama aktif olarak katılma ve devlet yönetimiyle ilgili kararlara özgür iradesini katma hakkına ve sorumluluğuna sahip olan birey olarak görülmektedir. Toplumsal yaşamın hep daha iyi koşullarda sürdürülebilmesinin ana yolunun yurttaşlıktan geçtiği üzerinde durulmaktadır. Yurttaş-bireylerin içinde yer aldıkları toplumu anlayıp açıklayabilme ve bunun gereklerine uygun biçimde eylemde bulunabilme kapasitesine sahip oldukları kabul edilmektedir. Bu bakımdan çağdaş demokratik toplumların tamamı yurttaş eğitimine özel bir önem vermektedirler. Bu eğitim, bireylerde belirli bir bilincin oluşturulmasını amaçlamaktadır. Yurttaşlık bilincinin temeli ise, hiç kuşkusuz, yurttaşlık, demokrasi, devlet, insan hakları, temel toplumsal kurumlar ile ülkemiz açısından Cumhuriyet’in bilgisine sahip olmaya dayanmaktadır. Bu çalışmanın başlamasından sonlandırılmasına kadar, her aşamasında değerli katkılar sunan büyük bilim insanı ve dostumuz Prof. Dr. Sezgin KIZILÇELİK özel olarak anılabilir. “Kardeşlik” bağına dayanan ilişkimiz, onur duyulmasını gerektirecek boyuttadır. Ayrıca, Prof. Dr. H. Bayram KAÇMAZOĞLU, Yrd. Doç. Dr. Metin YERLİ, Doç. Dr. İsmet EMRE ve Yrd. Doç. Dr. Ali ESGİN’i saygıyla anıyoruz. Anı Yayıncılık çalışanlarına teşekkür ediyoruz