Şüphesiz Kur’ân bir bilim kitabı değildir. Efsâneler kitabı ise hiç değil! O, insanın yaratılışına uygun bir hayat sürmesini, kâinatın özünü ve kâinat içindeki yerini kavramasını sağlamak gayesini güden Allah kelamıdır. Hiç bir kitapta Kur’ân’da olduğu kadar ilme önem verilmemiş, hiç bir kitapta insana bu kadar çok düşünmesi emredilmemiştir. Bir yandan kâinat üzerinde tefekkür tavsiye edilirken, öbür yandan Kur’ân’da anlatılanlardan ibret alınması, âyetlerde ifade edilenlerle kasdedilen şeyin adetâ keşfedilmesi istenmiştir. Kur’ân’ın bilime ve tefekküre verdiği bu önem, her devirde âyetler üzerinde devrin ilmî seviyesi nisbetinde eserler yazılmasını sağlamıştır. Bu cümleden olarak “kıyamet alâmetleri ve gökler” konusunda yaptığımız bir çalışmanın küçük bir bölümü olan Zülkarneyn âyetleri üzerindeki araştırmalarımızı derinleştirdikçe, müstakil bir kitap haline gelmesinin uygun olacağını gördük. Çalışmamızın, Zülkarneyn’in kimliği konusundan ziyade, Zülkarneyn’in seyahatlerinin nasıllığı konusuna yönelik bir çalışma niteliğinde olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, amacımıza ulaşabilmek için, Zülkarneyn hakkında bugüne kadar ortaya atılmış belli başlı görüşleri incelememiz, bu görüşlerin ne kadar isabetli, ne kadar isabetsiz olduğu üzerinde durmamız gerekmiştir. Zülkarneyn âyetleri konusunda bugüne kadar getirilen yorumların pek çoğunun, âyetlerden ilk bakışta anlaşılan manâdan ayrıldığı, yani âyetlerin zahirinden uzaklaştığı görülmüştür. Ancak, müfessirlerin âyetleri bu şekilde anlamaları, devirlerinin bilim ve teknolojik seviyeleri sebebiyle gayet tabiî olarak mütalaa edilmelidir. Zülkarneyn âyetleri üzerinde derinlemesine bir düşünce neticesi şekillendiğini söyleyebileceğimiz bu çalışmada, Kur’-ân’ın Kur’ân ile anlaşılması metodu izlenmiş, hislerimizin bizi yanıltmasına müsaade etmemek maksadıyla bu metottan kopmamak için son derece özen gösterilmiş, âyetlerin zahirî manâsıitibariyle yeniden ele alınması sebebiyle, klasik anlayıştan farklısonuçlara ulaşılmıştır.. Burada, çalışmamızın tashihinde yardım eden arkadaşımız Osman USLU’ya, çalışmamız esnasında istişare ettiğimiz herkese teşekkür ettiğimizi ifade ederken, özellikle kitabın neşri sırasında bize destek veren Prof. Dr. Hayreddin KARAMAN’a; “Büyük bir gayretin eseri olmuş, insanların böyle düşünmeye de ihtiyaçları var, mutlaka neşredilmeli!” diyerek bize şevk veren Prof. Dr. Hüseyin HÂTEMÎ’ye saygılarımızı ve şükranlarımızı sunarız.